AB Bakanı Volkan Bozkır’ın Mescid-i Aksa’ya postallarıyla giren İsrail askerlerini tehdit etmiş ve İsrail askerlerine, ‘Postalınızı elinize veririz’ demiş.
Hayır, ‘Postalınızı elinize veririz’ derken sallıyorlar mı yoksa ciddi planları mı var? Öyle ki iktidar partisi 'küçük enişteler'den geçilmiyor. Neyse en azından yurdum İslamcısının gazını alıp içlerindeki yağı eritmiştir hadisesi de ayrı bir konu. Tamam geçtik, hakikaten Davutoğlu ve Şamil Tayyar nerede(?) en son Tayyip'le 3 saat içerisinde Suriye'yi ele geçirip Şam'da namaz da kılacaklardı?
'Kimse sabrımızı sınamasın'dan ‘postalınızı elinize veririz’e geçişte yeni ve büyük Türkiye'nin gayr-ciddi resmidir.
Bilinsin!
Mescid-i Aksa denilen yer bütün dinlerin katledildiği, insanlığın yok edildiği yerdir. Yıkıntıdır, ölüdür! 1400 yıldır Kur-an'da adı bile geçmeyen şey için zırvalıyorlar.
9 Kasım 2014 Pazar
Muhalefetin aklına gel(e)medi
Tayyip'ten büyük jest Ak Saray’a cami, kongre merkezi ve ‘Erdoğan’la buluşma günleri’ geliyor
Türkiye’de yapılacak kura ile belirlenecek vatandaşlarla bir araya gelecekmiş. Oysa kura yerine havuz medyası kupon versin, kupon biriktirenler saraya girme şerefine nail olsun!
Türkiye’de yapılacak kura ile belirlenecek vatandaşlarla bir araya gelecekmiş. Oysa kura yerine havuz medyası kupon versin, kupon biriktirenler saraya girme şerefine nail olsun!
12 Ekim 2014 Pazar
Yunanistan’ın meşhur ‘eylemci köpeği’ Loukanikos'a
Ege’nin karşı yakasındaki türdeşleri ile taban tabana zıt siyasal duyarlılıklara sahip köpektir. Zira buradaki köpekler, genellikle 'solcu dövmek' ülküsü ile sokakları işgal etmektedir ama Loukanikos tarafını belirlemiş, sınıfını seçmiştir.
Cennetinde sosislerin bol olsun Loukanikos!
Dine karşı, sınıf siyaseti
Değil mi ya (?) çocuğu 10 yaşında al, okulda tek tip yaşam tarzı ile beynini yıka. 18'ine gelince de "bak kendi hür iradesi ile bunu seçti, saygı göster" de, yerseniz!
Özetle 10 yaşındaki çocukları Türbana sokan Türkiye kafası tam 9 yaşındadır.
8 Ağustos 2014 Cuma
TKP bölündü
TKP’de ayrı Kongreler sonrası Atılım Kongresi Bileşenleri
ve 12. Kongre Bileşenleri isimlerinde karar kıldı: TKP Atılım Kongresi
bileşenleri Komünist Parti (KP), 12. Kongre bileşenlerinin kurdukları
partinin ismi ise Halkın Türkiye Komünist Partisi (HTKP) olmuş.
HTKP, TKP'deki ayrılık
sonucunda ideolojik ve siyasi olarak TKP çizgisini koruyoruz açıklamasını
yapmıştı. Leninizm
tartışması ile iyice alevlenen tartışmalar (18
Ağustos itibariyle 2015) yazında bir ayrışma ile sonuçlandı. HTKP'den ayrılan grup TKH
(Türkiye Komünist Hareketi)'yi kurdu. ⋆
Bu
ayrışmanın tarafları arasında birbirlerine karşı ağır ithamlar, sürtüşmeler
yaşansa da kabul edilsin ki bölünmesi bol Türkiye sol tarihinin en ‘medeni’
ayrışması gerçekleşti.
Ne acıdır ki, solun fikir ayrılıkları ile geçmişi epeyce
sorunlu. Öyle ya biz solcuların ayrılırken teorileri de hazır, ayrılmak
arındırır, partiyi güçlendirir. TKP’lilerin yerinde olsam masa ve sandalyeleri
çekilmez ‘Komünist’ yöneticilerin alıp gitmesi için kapının önüne koyar,
evlerinize gidin ve düşünün derdim: ‘Bize şöyle sağlam ideolojik ayrılık
diyebileceğimiz fikir ayrılığı bulun!’
Şimdi n’olacak (?) TKP denen şey zaten gençlerdi, o gençler bir araya gelip Tayyip’e dur diyordu. Anlaşılan şimdi o gençlerin arası açılacak, kurulan dostluklar yıkılacak, Tayyip’e dur demek yerine birbirine dur diyecekler. Yazık ettiler, hem kendilerine, hem ülkeye, hem de o gençlere.
Şimdi n’olacak (?) TKP denen şey zaten gençlerdi, o gençler bir araya gelip Tayyip’e dur diyordu. Anlaşılan şimdi o gençlerin arası açılacak, kurulan dostluklar yıkılacak, Tayyip’e dur demek yerine birbirine dur diyecekler. Yazık ettiler, hem kendilerine, hem ülkeye, hem de o gençlere.
![]() |
| 2026 TKP şema güncellemesi. |
⋆ Ek: HTKP'den ayrılan grup 2015 yazında bir ayrışma sonucunda Türkiye Komünist Hareketi (TKH)’yi kurdu. HTKP geldiği geleneksel sol anlayışa karşı daha hareket anlayışına yakın bir örgüte dönüşürken. TKH ise geleneksel komünist parti tarzında örgütlenmeyi sürdürüyor. Bu üç grup hakkında yorumlarımı yazmayacağım. Her birinin kendin içinde ayrı ayrı ama ‘Komünist Parti’ olma iddiaları taşıdığı kesin. Belirtmek gerekirse hepsinin iyi olduğu başlıklar varken Türkiye karşısında bir eksiklik de hissediliyor.
» Benzer başlıklar:
18 Temmuz 2014 Cuma
12 Temmuz 2014 Cumartesi
Tayyip'in 'Vizyon belgesi' ve yaşadığı mağduriyetler
12 yıldır iktidarda olmasına rağmen yine 1945'lerden başlayarak “Yaşadığı mağduriyetleri” anlatıp duruyor.
Öyleyse gerçek vizyon belgesine kısa bir göz atalım: Roboski’de 35 Kürt F-16 savaş uçaklarıyla bombalandı. 11 Mayıs 2013'de Reyhanlı patlaması (ki bu patlama da 52 kişi ölmüş, 146 kişi yaralanmıştır denmekteyse de aslında sayı daha fazladır ve TC tarihinde en büyük bombalı saldırı olarak kayıtlara geçmiştir) Tayyip bu patlamada "52 Sünni vatandaşını" anıp mezhepçilik yapıp, patlamayı başkalarına yıkmaya kalkmışsa da (burjuva medya olayı maniple ede dursun) Suriye’de besiye çektikleri olayı itiraf etmiştir. Zaten olay günü Reyhanlı’ya değil ABD’ye gitmiş, özentisi olduğu Obama’ya koşmuştur.
Ve Suriye(!) “Ve Türkiye ile Suriye'yi bölgenin iki kardeş, iki dost ülkesi haline getirdik, Esad kardeşimdir” dedikten sonra Esad’a “Esed” demeye başlamıştır.
“Şimdi gemi var gemicik var” diyerek, uzun zamandır moda olan “Gemicik” sözcüğü herkesin dilinde dolaşır hale getirmiş, çocuklarına gemi filosu kurmuştur. Adana’da 7 TIR mühimmatı MİT’le gönderirken (bu nakliye makliye işini sadece MİT yapmamıştır, örneğin Kızılay ve Metro turizmde aktif şekilde bu işin içinde yer aldığı tespit edilmiştir) “Devlet sırrı” diyerek olayı örtbas ettirmiştir.
Yine Erdoğan Dolmabahçe'de Başbakanlık ofisinde “Bunlar benim aslında kendi değerlerimle uyuşan şeyler değil” diyerek deyim yerindeyse röntgencilik yaptığını itiraf etmiştir. Gezi direnişi sırasında Dolmabahçe Cami’nde yaşanan polis şiddetine ilişkin “Ayakkabılarıyla camiye girip, içki içtiler” palavrası da, Kabataş yalanı da “Başörtülü bacıma saldırdılar” dedikten sonra Başörtülü bacısı “Üzerime işediler” adıyla yandaş gazetelere çarşaf çarşaf röportajlar vermeye başlamıştı ki, hem Dolmabahçe’deki “Ayakkabılarıyla camiye girip, içki içtiler” ve “Başörtülü bacısının üzerine işediler” yalanın etkisi gerçek görüntüler ortaya çıkana kadar devam etti.
Hırsızlık ve yolsuzluk olayına girmiyorum, hele hele 30 bin Avro’yu sıfırlama olayına da… O liste uzun tıpkı “Uzun adam” gibi, ama sırası gelir başka bir başlık altında açar anlatırız.
Ve Soma(!) 301 madencinin katledildiği Soma'da Erdoğan kendisini protesto eden bir vatandaşı yumrukladığı görüntüler ülkenin gündemine bomba gibi düşerken, danışmanı da vatandaşa tekme atıyordu. Irak ve Suriye'da kana doymayan IŞİD'e “Terör örgütü” diyemeyen Erdoğan, Gezi Direnişi sırasında ekmek almaya gittiği sırada vurulan Berkin Elvan'ı “Terörist” ilan edip yuhalattırıyordu. Yeterli mi?
Özetle 12 senede tam yetkiyle yapamadıklarının iki katını, şimdi yok yetkiyle daha az zamanda yapacağım diyor. Özeti budur, gerisi hikaye.
Bu arada Erdoğan’a “Gazi” unvanı neden verilmez, belki de bütün kibri ve derdi budur, kim bilebilir. Yoksa Cumhurbaşkanlığı seçim turlarına önce Samsun'a sonra da Erzurum'a neden gitsin değil mi?
Öyleyse gerçek vizyon belgesine kısa bir göz atalım: Roboski’de 35 Kürt F-16 savaş uçaklarıyla bombalandı. 11 Mayıs 2013'de Reyhanlı patlaması (ki bu patlama da 52 kişi ölmüş, 146 kişi yaralanmıştır denmekteyse de aslında sayı daha fazladır ve TC tarihinde en büyük bombalı saldırı olarak kayıtlara geçmiştir) Tayyip bu patlamada "52 Sünni vatandaşını" anıp mezhepçilik yapıp, patlamayı başkalarına yıkmaya kalkmışsa da (burjuva medya olayı maniple ede dursun) Suriye’de besiye çektikleri olayı itiraf etmiştir. Zaten olay günü Reyhanlı’ya değil ABD’ye gitmiş, özentisi olduğu Obama’ya koşmuştur.
Ve Suriye(!) “Ve Türkiye ile Suriye'yi bölgenin iki kardeş, iki dost ülkesi haline getirdik, Esad kardeşimdir” dedikten sonra Esad’a “Esed” demeye başlamıştır.
“Şimdi gemi var gemicik var” diyerek, uzun zamandır moda olan “Gemicik” sözcüğü herkesin dilinde dolaşır hale getirmiş, çocuklarına gemi filosu kurmuştur. Adana’da 7 TIR mühimmatı MİT’le gönderirken (bu nakliye makliye işini sadece MİT yapmamıştır, örneğin Kızılay ve Metro turizmde aktif şekilde bu işin içinde yer aldığı tespit edilmiştir) “Devlet sırrı” diyerek olayı örtbas ettirmiştir.
Yine Erdoğan Dolmabahçe'de Başbakanlık ofisinde “Bunlar benim aslında kendi değerlerimle uyuşan şeyler değil” diyerek deyim yerindeyse röntgencilik yaptığını itiraf etmiştir. Gezi direnişi sırasında Dolmabahçe Cami’nde yaşanan polis şiddetine ilişkin “Ayakkabılarıyla camiye girip, içki içtiler” palavrası da, Kabataş yalanı da “Başörtülü bacıma saldırdılar” dedikten sonra Başörtülü bacısı “Üzerime işediler” adıyla yandaş gazetelere çarşaf çarşaf röportajlar vermeye başlamıştı ki, hem Dolmabahçe’deki “Ayakkabılarıyla camiye girip, içki içtiler” ve “Başörtülü bacısının üzerine işediler” yalanın etkisi gerçek görüntüler ortaya çıkana kadar devam etti.
Hırsızlık ve yolsuzluk olayına girmiyorum, hele hele 30 bin Avro’yu sıfırlama olayına da… O liste uzun tıpkı “Uzun adam” gibi, ama sırası gelir başka bir başlık altında açar anlatırız.
Ve Soma(!) 301 madencinin katledildiği Soma'da Erdoğan kendisini protesto eden bir vatandaşı yumrukladığı görüntüler ülkenin gündemine bomba gibi düşerken, danışmanı da vatandaşa tekme atıyordu. Irak ve Suriye'da kana doymayan IŞİD'e “Terör örgütü” diyemeyen Erdoğan, Gezi Direnişi sırasında ekmek almaya gittiği sırada vurulan Berkin Elvan'ı “Terörist” ilan edip yuhalattırıyordu. Yeterli mi?
Özetle 12 senede tam yetkiyle yapamadıklarının iki katını, şimdi yok yetkiyle daha az zamanda yapacağım diyor. Özeti budur, gerisi hikaye.
Bu arada Erdoğan’a “Gazi” unvanı neden verilmez, belki de bütün kibri ve derdi budur, kim bilebilir. Yoksa Cumhurbaşkanlığı seçim turlarına önce Samsun'a sonra da Erzurum'a neden gitsin değil mi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






