28 Haziran 2011 Salı

Allah'ın dediği olur...

Nefret ettiği Atatürk'ü ağzına almak...Böldüğü bütünlüğü korumaktan bahsetmek...Soft-şeriat ile değiştireceği anayasa üzerine yemin etmek... Üstüne üstlük Kandil günü..

19 Haziran 2011 Pazar

%50 - %50 ne biliyorsanız söyleyin?

Erdoğan, danışmanlarından bilgi alıyor. Onlara ne danışıyor olabilir diye düşünüyorum? İnsan, karşısında hazırolda bekleyen adamlara ne danışabilir ki, gerçekten ne danışır?!

Slavná Lenin!

Yoldaş Lenin, Rusya'da Ekim Sosyalist Devrimi'nin
Bolşevik Parti ve lider kurucusu.

18 Haziran 2011 Cumartesi

Gö.*

tarihe kazıyorum
ve yıkılacak diyorum
- y ı k ı l a c a k!

müesser edebiyatınız
ve diyorum ki ta… sizin,
gö. gürültüsünden ürken şiirinizi,
hani nerede gö. şairleriniz?

ve tedbirli, teşvikli o yazın dünyanız
ki girişinden belli
- y ı k ı l a c a k!

akçeli düşleriniz,
katiliniz ben değilim…
değilim!
oku beni

şiiriniz ben değilim…
oku.
*YN’nin notu: Buradaki ‘Gö.’ kelimesi göt olarak okunabilir..

17 Haziran 2011 Cuma

Eğilenler…


Elime Akşam Gazetesi her geçtiğinde mutlaka yazılarını takip ettiklerimden biriydi Oray Eğin, öyle ki Twitter’de ‘Twittlediğim’ kişilerden birisidir de aynı zamanda… Aslında bugün soL Haber Portalı’nda “Bir günde dönüverdi” başlıklı haberi görünce bundan birkaç gün önce (yani hemen 12 Haziran seçimlerinin ardından) Oray Eğin’in AKP’ye yaranmak adına twitlediği yazıları görünce kendisine artık “yarın ki yazının başlığı ne ‘oyumu AKP'ye mi verdim’ olacak?” diye yazarsın demiştim de doğru çıktı… soL’unda dediği gibi AKP’nin seçimlerden büyük bir üstünlükle çıkmasının ardından medyada da dönüşüm yaşanmaya da başlamıştır işte, en hızlılarıysa tahmin edilebileceği gibi Oray Eğin oldu. Ne diyelim artık ne blog listemde ne de Twitlediklerim listesinde… Böylelerinin ne saçma sapan yazdıklarına ne de kişilik oyunlarını çekebilirim… Netice de ülkeyi yönetenler gibi tonlarcası sokaklarda – ekranlarda lümpence dolanıp duruyor... Ne fazlası var ne azı, olsa olsa bu da light lümpen olur…
Bu arada dönekler denince aklıma ister istemez 2006 yılında Kaynak Yayınları’ndan çıkmış olan Hasan Yalçın’ın “Dönekler” kitabı geliyor, ışıklar içinde yatsın… Herkesin kitaplığında olması gereken bir yapıt, öyle ki alıp çevremde olan birkaç kişiye vermişliğim de vardır bu kitabı… Şimdiyse kitaplığımda tutuyorum… Sizde edinin, Oray Eğin’de edinsin derim. Özellikle de dizgininden boşanıp iktidara erketecilik yapacağına ve onun bunun personeli olacağına kim bilebilir, bu döneklik tipinden biraz tiksinir, ne dersiniz?

15 Haziran 2011 Çarşamba

12 Haziran üzerine bir seçim değerlendirmesi

Türkiye'de siyasal parti sıfatına layık beş siyasal parti var: CHP, MHP, BDP (Barış ve Demokrasi Partisi), İP (İşçi Partisi) ve TKP (Türkiye Komünist Partisi). Bu beş partinin bir ideolojisi, dünya görüşü ve programına gönülden ve kafadan bağlı bilinçli bir seçmeni var. Hedeflerinde gündelik çıkar ilişkisi yok, karizmatik lider bağımlılığı yok, önemli olan partinin programı. Lider tapıncı en aşağı düzeyde olduğu için liderleri (olasılık sırasıyla TKP, BDP, CHP, İP ve MHP) kolayca değişebilirler.

AKP bir siyasal parti değil, lider tapınçlı bir iman (inanç) partisi. Lider gittiği zaman, oy oranı düştüğü zaman, parti çıkar sağlayamayacağı için, kolayca bölünüp dağılabilir. CHP ve MHP gibi barajın altına düştükten sonra yekinip ayağa kalkamaz. Bu bakımdan ömürleri lider ve hanedana bağlı ortaçağ Arap emirliklerine benziyor. Burada biat kültürü hâkim. Ortaçağın biat kültürüyle yetişenlerden söz ediyorum. O biat kültürüyle yetişenler kendilerine de aynı şekilde biat edilmesini isterler. Yani AKP’den ve Recep kliğinden söz ediyorum, bugün AKP tarikatlara dayalı bir Sünni Müslüman partisidir. Özetle dine dayalı bir koalisyon. Bunu yıllar önce Özallı ANAP ama ondan öncede bir nevi Atatürk’ün talimatıyla CHP’den doğan dönemin DP’si, bu her iki partide bir dönem Nakşibendîleri, bazı dönemlerde Saidi Nursileri bayrak yapmışlardı. Şimdiyse seçereleri yok. Tarikatların çıkar ilişkileri çeliştiği zaman koalisyon dağılır ve mutlaka dağılacak. Bu parti 2023'ü göremez! Göremeyecek!

12 Haziran 2011 Pazar

Demokrasinin kazandığına inan arkasına teneke bağlasın

Erdoğan'ın balkon konuşmasında dünyayı ele geçirmişiz gibi bi his var. B. Brecht yaşasaydı "Sen kazandın ama ben haklıydım" derdi sanırım.

6 Haziran 2011 Pazartesi

Üremenin yolunu çok sesli koroda arayan kadın

AKP’li bir kadın çıktı ortaya biliyorsunuz, kendisi aile danışmanıymış, her gün başka bir haberle gündeme geliyor. Adı Sibel Üresin. Kadın, aile danışmanı değil grup partilerinin müdavini sanki.

Öyle ki “kadın erkeğin fahişesidir” diyorsa, kendisi kimin fahişesi olabilir ya da çok eşliliği savunduğu için “gel kadınım ol” dese birileri olur mu, böylece madden ve manen daha zengin olmaz mı?

Ayrıca ben bu karıyı imam nikahlı …… istiyorum her şey de yasal olsun derse birileri n’olacak.

Soruları da talepleri de çoğaltabiliriz…

Ama gereği yok, en iyisi Sibel Üresin’i kamulaştıralım ve halk doya doya kullansın!