12 Nisan 2021 Pazartesi

Führer’in bayrağı

Halkın karizmatik liderlere yoğun özlemi propagandanın kullanımı için verimli bir alan oluşturur. Adolf Hitler'de bunu yaptı.

Hitler çoktan gelecekteki hayatının çizgilerini oluşturacak karakter özelliklerini göstermişti. Sıradan insan ilişkilerinde başarısızdı, özellikle Yahudilere karşı toleranssızdı ve kin duyuyordu ve fantezi bir hayat yaşamaya hazırdı. Semitizm yüzünden mükemmel, baş döndürücü, cezp edici, kozmopolit Viyana’dan tiksinmeyi öğrendi. Onun asıl sevdiği daha homojen olan yer Münih idi. Mayıs 1912’de Münih’e gitti ve 1913’ten itibaren Münih artık onun gerçek evi oldu.

23 Mart 2021 Salı

Stalin’in günahı

Stalin’in doğum gününde en karanlık Gulaglardan, mahpusların ona tebrik telgrafları göndereceğini düşünün: Auschwitz’den bir Yahudi’nin Hitler’e böyle bir telgraf göndermesini düşünebiliyor musunuz? 

Tahayyül edilemez, liberal entelektüeller bilmişliğini de zorlamasın zaten. Bu tatsız bir farktır ama Stalin hükmü altında egemen ideolojinin önder ve tebaasının -tarihsel aklın- hizmetçileri olarak birlikteliğine ilişkin bir mekan varsayımı iddiasını destekler. Stalin’in önderliğinde herkes teorik olarak eşitti. 

Hitler, Nazi selamına “Heil Hitler” elini kaldırarak ve “Var olayım” (Heil myself) diyerek yanıt verir. Tarih böyle diyor. Komünistlerse faşizm ve halk düşmanları yok olsun der. Faşizm buyken; Stalin ise alkışların arasında diğerlerine karıştığında etkili biçimde önce halkın kendisini selamlamıştır. 

20 Mart 2021 Cumartesi

SHP ile başlayan süreç: HEP’ten HDP’ye

Şirin Payzın, CNNTürk adlı kanalda yıllarca “Ne oluyor” adlı bir program yapıyordu. Orada hiç şaşmaz işine son verilene kadar programına katılan her konuğa şu cümleyle sorular sorup duruyordu: “Sizce AKP otoriteleşiyor mu" diye.

Oysa Şirin Payzın gibi tatlı su gazetecilerinin işi aptala yatıp, bir gerçeği bildiği halde susarak izlemek. Malum şuan başka mecrada. Eminim artık aradığı sorunun cevabını başka bir mecraya geçince bulmuştur. Hazır AKP’nin otorite motiride yapısına girdik, yazı başlığına uyarak konumuz HDP ve eski Mazlum-Der başkanı HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesiyle bir başsavcının (AKP gençlik kolları üyesiymiş gibi davranarak) hiç kimsenin akıl edemediği bir şeyi yaparak "HDP kapatılsın" çağrılarını görev bilerek, HDP hakkında kapatma talebiyle AYM’ye başvurması olsun ve sol kültürden beslenip liberal atıklarla yola devam edenlere yeni soru tüyoları verelim.

Peki, AKP neredeyse 20 yıl içerisinde bir otoriterleşmenin sonunda acaba HDP üzerinden yürüttüğü Türk ırkçı-milliyetçiliği ile siyasal İslamcı faşistlerin buluştuğu bu iktidar politikalarıyla PKK nezdinde Kürt hareketlerini de radikalleştirir mi?

17 Kasım 2020 Salı

Kültürel hegemonya: Bir Başkadır üzerine

Bir Başka'dır bir Netflix projesi. 
Çağımızın kıraathanesi sosyal medya sayesinde diziyi izlemek zorunda kalanlardan biri de benim sanırım. Galiba çoğu dizi üzerine tartışmayı çoktan bitirdi ama araya sıkıştırılmış bir çok şey mi var yoksa bana mı öyle geldi bilmiyorum fakat karakterler üzerinden özet gideceğim bende. 

Birinci görsel: Cumhuriyet mitingine katılanların çoğu çıkarları için koşa koşa AKP’ye oy verdi Kaypakkaya’nın tabiriyle Kemalizm’in bağımsızlık ilkesi yarı sömürge ilkelerine hizmettir görüşünü anımsatır şeklinde hareket ediyor. 

İkinci görsel: Liberal entelijensiya sayesinde ötekini dinliyor ayağına “değişim”i kabullenemediler. Nereden nereye, şimdi de kişiye biattan, yurttaşlıktan çıkıp kul olmaktan söz ediyorlar. Neredeyse dizideki herkese empati yapacakken, dizi birkaç bölümden sonra türbana empati yapmayı yasaklayıp IŞİD zulmünden kurtulan Ezidi kadın için Rab’inize şükredin diyecek kıvama gelirken “Allah afetsin”le helallik arasında sıkışıyor gibisiniz. Hepimiz mi günahkarız ki siyasal İslam’ın kredisi hiç bitmiyor.

17 Ekim 2020 Cumartesi

Bir fotoğrafın hikayesi

Kübalı fotoğrafçı Alberto Korda, Che'nin 5 Mart 1960’da çektiği portresi hakkında verdiği birçok röportajda, Che’yi “encabronado y doliente” (öfkeli ve acılı) olarak betimlemiştir. 

Fransız yük gemisi La Coubre patladığında, Arjantin doğumlu Che Guevara'nın bir yıl önce Fidel Castro'yu iktidara getirmesinde etkili olduğu Küba'ya Belçika'dan cephane taşıyordu. Fidel bu trajik olay hakkında konuşma yaparken podyumun yanında, gözlerden uzak bir konumda Küba hükümetinin Sanayi Bakanı olarak bilinen Che Guevara da var.

Fotoğrafçı Alberto Korda orada, etrafta dolaşan tüm önemli insanları fotoğraflamaya çalışıyor. Görünürlülüğünü düşük tutan Guevara, etrafındakilerden gizlenmiş gibi uzakta, ancak aniden bir boşluk belirdi ve Korda, Che’yi fark edince birkaç hızlı fotoğraf çekmeyi başarıyordu. Korda’nın çektiği bu fotoğraf, tam 7 yıl sonra bütün dünyada ikonik bir görüntüye dönüşecek bir fotoğraf oluyordu.

29 Temmuz 2020 Çarşamba

Diktatörlük ne işe yarar?

Çok konuşurlar, karşılarındaki kişi veya grubun ne düşündüğünün, ne söylediğinin bir önemi yoktur, bu nedenle dinlemeyi pek sevmez, dinlemezler. En çok da, kendilerine sadık kalabalık halk kitleleri önünde konuşmayı severler. Kullandıkları dil ve yaptıkları vurgulamalar ile kitleleri coşturmayı iyi bilirler. Konuşmanın içeriğinin ise pek bir önemi yoktur, söz konusu olan, gaz ve toz bulutundan ibarettir zaten.

Genelde yüksek sesle; din ve milliyetçilik üzerine bir şeyler mutlaka dinleyicisini öfkelendirecek şeyleri avazları çıktığı kadar bağırır, inanmadıkları şeylerin doğruluğuna bakmadan bağırırlar. Kendi yalanlarına kendileri de inanır, karşısındakini de daha çok inandırırlar.

Devam edelim.