8 Haziran 2018 Cuma

Proletaryanın şairi

"Nâzım’ın vatandaşlığı iade edilsin, 50 bin imza 500 bin oluyor" bir zamanlar İstanbul'un birçok yerinde bu afişler vardı. Kâğıttan gemi, uçak yaparsınız, ne bileyim; servet yaparsınız, kartvizit falan… Saymakla bitecek gibi değil, pek çok şey yaparsınız. Değil Nâzım gibi bir dünya şairini, herhangi bir insanı, kâğıtların üzerine bir şeyler karalayarak vatanından çıkarıp sonra tekrar alamazsın. İtibar Nâzım'a değil devlete.
Nâzım bir büyük öğretmen. Burjuvazi dershane olarak Nâzım'a hapishaneyi sunmuş, çünkü Nâzım burjuvazinin öğrencisi değil. Nâzım büyük bir şair olduğu için; hasmını öldüren Balaban'ı ressam yapıyor, Orhan Kemal'den yazar, Kemal Tahir'den romancı, Sabahattin Ali'den yazar çıkarıyor. Nâzım Hikmet işte böylelikle "köylü edebiyatı"nı devrimci yapıyor. Nâzım ne yemiş, ne içmiş ve nerede hangi kadınları sevmiş (...) piyasada meta bunlar, ticareti sevenlerin işi. Oysa kadını, kadın gibi sevmiş Nâzım, başka ne yapılabilir ki. Halbuki Nâzım'ın edebiyat görüşü, Nâzım'ın politikası.. Bunlar tartışmalarında yok. Nâzım kendi çağındaki sinsi, zalim ve kurnazlığı afişe ederken bizim çağımızda uzanıyor. Nâzım örgütlüyor ve sesleniyor; örgütlenin! "Örgütsüzleri herkes sever" çağrısıyla yeniliyor bir kez daha.

Bu ülkede sol hakkında atıp tutan, entelektüel lafazanlık yapıp konuşan adam, sosyalist solu bilmiyorsa en azından gidip bir Nâzım okusun.

Hiç yorum yok: