17 Ekim 2011 Pazartesi

Birlikte işgal(!)..

Yunanistan’ı katmıyordum ama Avrupa’da beklenirken birden bire Amerika’da patlak verdi New York'taki Wall Street karşıtı eylemle kürselleşme karşıtlarının sistem karşıtlığı. Öyle ki Avrupa’nın diğer kentlerinde Brüksel merkezli ve içine Londra, Hamburg, Dublin ve Stockholm’ü alan bir hatta eylemler planlanmış durumda. Buna bugün Roma’da katıldı… Deyim yerindeyse Roma tekrardan yakılıyor.

Öyle ki popüler tarih Nero'yu çapkın ve zorba olarak hatırlar ama başbakan olarak Erdoğan denen zat ahlak baz alındığında Nero’nun yanından bile geçemez. Çünkü her ne kadar Roma’yı yakanın kendisi olduğu dillendirilirse de o yangını söndürmek için cansiperane bir şekilde görevini yerine getirmiştir. İşte bunlar olurken, sisteme göre çok radikal eylemler oluyor yine de, tıpkı bugün Wall Street ve Roma’da olduğu gibi ama nafile ve kime göre, doğası gerektirdiği için olması gerekenler oluyor, sebebi belli işte, o Molotof atan, ortalığı ateşe veren eller yine aynı.

E insanlar yaşamaktan vazgeçmeyeceğine göre kapitalizmden vazgeçmek zorunda hissediyor artık kendini. Bundan dolayıdır ki, yakıp yıkan “ekonomiye” can veren o eller dert görmesin…

Şimdi gelelim bize(!) Avrupa ve Atlantik’in diğer yakasında bunlar olurken bizdeyse gündeme gelen zamlardan (bir de aymaz bir tavır ve ukalalıkla bu zamlara da “güncelleme” diyorlar) dolayı bir tepki yok.

***

Elbette başbakan dışında, sadece o kızabiliyor, öfke kusabiliyor, her şey onun hakkı… “Ahlak” onun çizdiği sınırlar içinde serbestiyet kazanabilir, sadece o tepki sunabilir. Kızgın, kızgınlığı hat safhada öyle kızıyor ki, gözünde herkes birden değersizleşiyor ve hiçliğe uğruyor. Halkın yoksullaştırılması, halkın zamlarla ilgisi yok, gündemin de halk yok. Kendince haklıdır ya bizimkisi, konu neticede kendisini de kapsayan milletvekillerine yapılan zam, zammı eleştirenleri “terbiyesizlikle” suçluyor. Halka çemkiriyor: bir bok yiyorsunuz yemeyin, yiyorsanız da az yiyin olsun bitsin… Sözde zenginler üzerinden değerlendirme yapıyor işte bizimkisi. Porsche’ye binmeyin Fiat’a binin.

Çıldırasıya alkış: AKP, CHP, MHP ve bizim demokratik halk unsurumuz BDP’den. Sanki herkesin bırakın Porsche’yi, Fiat’a binmek gibi bir lüksü varda binmiyor, biniyor da binmiyormuş gibi gösteriyor… Başbakanımız da çok uyanık ya: yemiyor!

Libya’da Kaddafi, Suriye’de Esad karşıtlarına silah başbakan üzerinden gönderiliyor, babasının cephanesi yok herhalde finans eden kişi tahmin edeceğiniz gibi yine aynı kişi, parayı da cebinden vermiyor ya bu kurnaz, elbette başka şekilde çıkartılacak. Özelleştirilecek bir şeyde kalmadı vergilerden çıkartıyor bunları. Örneğin denk gelmişsinizdir, mutlaka ilinizde ilçenizde belediyeler tarafından festivaller, fiestalar düzenlenmiştir. İşte o dinlediğiniz burjuva popüler sanatçı müspetteler üzerinden ücretsiz halk konserlerinde belediyelerin diğer ay faturalarınıza bindirdiği rakamlarla oyun oynayarak sizden açısı çıkartılıyor. Fark ettiniz mi bilmiyorum, ama işte yine bir alkış…

Başbakanın akıl veriyor, ilgisi yok sokakla, asgari ücretle geçinenlerle, ülkenin sıkıntılı bir süreçten geçtiği ve ekonomik yaptırımların yoğun bir şekilde uygulandığı dönemde tasarruftan bahsedilirken, devlet yetkililerinin lüks makam araçları satın almalarıysa tamamen rezillik.

Tamam kimse başbakanın “keyfini bozmamalıdır”, inandığı ne değer ve hangi bok varsa, inandığı değerler üzerinden oda onu yapıyor / yapmak zorundadır. Öyle inandırılmış, okuduğu ayetler ona cenneti müjdelerken cehennemi de hatırlatıyor. Bu yüzden sike sike dillendirecektir…

Kimi ilgilendiriyorsa(?) başbakanın stresli olması, o ilgilenenler yine alkışlasın. Atıp tutmak kolaydır ama orada “Biat” kültürü vardır, yiyorsa karşı gel! Ortaçağ’da biat kültürüyle yetişenlerin kendisine biat edilmesini istemeleri gayet doğaldır, bu da biat edenlerin sorunudur.

Vallahi ne diyeyim yediğimiz ve giren zamlardan sonra başbakanın ahlaki değerleri tartışma konusu olmalıdır netice İslamiyet adına ortalığa düşmüş ve fırsat buldukça bulduğu her savaşta kayaların arkasına saklanıp “din adına savaşanlar, cennetliktir” diyen Hz. Osman’ın gibidir Erdoğan’da… Kendileri yapmazlar ama başkalarının yapmasını isterler, akıl verirler, günahtır israf etmeyin, boğazınızdan kısın, az yiyin. Uzatmayayım netice de bana göre Tayyip ile Osman’ın ahlakı aynıdır… Bir Nero’n etmezler walla. 1400 yıl ve 3000 yıl öncede bu böyleydi. Toplu bir çıldırmışlık söz konusuydu. Dinler ezen – ezilen meselesinden kaynaklanmıştı ve her türlü ibnelik zenginlerce ortaya atılıyordu.

Ha bu arada aklıma gelmişken Hasip Kaplan geçenlerde twitter'de şöyle bir şey yazmıştı, paylaşmalıyım: Başbakan İslamiyet öncesi Kürt halkının M.Ö. Zerdüşt inancına saldırırken, seceresine bakmalıdır, baksın ki atalarının putperest olduğu inancı ortaya çıkmasın.

***

Sizi sömüren ateiste olsa, solcuda olsa, başkaldırın! Özellikle dini kendine referans eden bu iktidar ve yandaşı çakallara karşı harekete geçin. Eren Erdem’in tabiriyle “abdestli kapitalistler” yani Amerikan emperyalizminin resmi taşeronları Çankaya'ya ve Başbakanlık konutunda oturtuluyor.

Yeryüzünde ki bütün isyancılar, 'birlikte işgal'in programını örgütlüyor..

Nerede mi(?) 1.441 farklı şehirde!

Örgüt/Lenin!

Hiç yorum yok: