10 Aralık 2010 Cuma

Bir diktatörün hezeyanları

“Pencerede bir arı var, yenilgilerimiz ise selamet altında…
Olsun! Susup yürüyoruz işte…”

.
AKP faşizmi yeni değil… Erdoğan’ın kendisine yönelik protestoları bırakın, en ufak eleştiriye dahi tahammülünün olmadığını da yeni öğrenmiyoruz. Ancak AKP’nin karşıtlarına “çemkirmesi”, düzene biat etmeyenleri “patolojik vaka” ilan etmesi referandum sonrası Türkiye’sinin iyice belirginlik kazanan bir gerçeği… Erdoğan’ın öve öve bitiremediği, “gerçek halk çocuklarının” bin bir bedel ödeyerek okuduğunu iddia ettiği İmam Hatip Liseleri’yle ilgili toplantıyı düzenleyen teşkilat, kız ve erkek çocuklarının ayrı okullarda okuması gerektiğini savunuyor ve “iktidardan” bu konuda adım atmasını talep ediliyor. Aynı iktidarın eğitim bakanı Cumhuriyet döneminin başlangıcında da okulların cinsiyete göre ayrıldığını söyleyecek kadar kendini kaybediyor, dinleyenleri ahmak yerine koymaya kalkışıyor…

Birde televizyon ekranlarından, gazete sayfalarından bu tartışmaların, palavraların “normal” olduğu söyleniyor topluma… Dolmabahçe Buluşmaları’nda Erdoğan rektörlerle eğitim hayatına dair görüşürken dışarıda AKP’nin eğitimden elini çekmesini isteyen öğrenciler polisin aşağılık saldırılarıyla karşılaşıyor. Gençler yerlerde sürükleniyor, coplanıyor, gözaltına alınıyor, hamileyim diye defalarca uyarmasına rağmen bir kadın öğrencin karnı coplanarak bebeğinin öldürülmesini normal karşılayacak kadar aşağılık bir sistem ve iktidar partisinin şu birkaç gündür ki demeçlerine yer veriyor TV kanalları. Şimdi o iktidar partisi protestocu öğrenciler için soruşturma açmış ve yumurtayı gayet iyi kullanan muhalif gençlik için neredeyse engesizyon dönemlerini aratmayacak kadar ileri bir safhaya da taşınmış durumda…

Son olarak: AKP hükümeti tezgâh ve tertiplerden medet uman bir komplocu zihniyeti temel siyaset yöntemi olarak sürdürüyor… Bu yolun çıkmaz bir yol olduğunu, sosyalistleri bu yöntemlerle yıldıramayacaklarını bir kez daha kendilerine hatırlatmak isteriz.

Hiç yorum yok: