12 Kasım 2010 Cuma

Kör dövüşü: Üçkâğıtçı, bezgin, bozguncu

Cumhur-u reisi bile bıktırdılar, kızgın ve bıkmış bir halde söylendi durdu kameraların karşısında. Malumdur bilirsiniz, zevcesi Cumhur-u reisin ilkokullarda Türban sorusuna İngiltere'den cevap verdi. Hatırlayalım: “Bu konuda yaşanan bir cehalet varsa biz bunu da ortadan kaldıracağız. İlkokul öğrencisinin kendi isteği ile başörtüsü takması gibi bir şey söz konusu olamaz. Bu konuda karar verecek yaşa geldiğinde kararını verir…”

Üniversitelerden sonra bu konunun ilkokullara kadar indirgenmesi gerçekten beni dumura uğrattı diyeceğim ama kendimi tutuyorum, netice de “iktidar koltuğunda Erdoğan gibi dengesiz bir adam var” deyip şaşırmaktan ve dumura uğramaktan vazgeçiyorum. Ki bay Erdoğan’a TV kanallarından soruldu; “Efenim siz ne düşünüyorsunuz bay Gül’ün zevcesinin ilkokulda başörtüsü cehalettir sözüne” bizimkisi hemen cevapladı ve ilk yumurta da o zaman çatladı işte… Anımsadığım kadarıyla bizimkisi şöyle cevapladı bilmiş ve bilimsel bakış acısıyla: “Ben özgürlüklerin tanımı noktasında kişisel (ya da bireysel) açıklama yapma noktasında değilim. Çünkü özgürlüklere olan inancım çok farklı, toplumsal bakıyorum” gibi bir şeyler mırıldandı… Anladım ki, bu pek muhterem zat yani Erdoğan diğerleri gibi değil konuları kişiselleştirmiyor konuya toplumsal dokulardan bakıyor. (Burada yalan söylediğimi kabul ediyorum, halbuki 8 yıldır en az muhalefet partileri kadar kişiselleştirmenin öncüsüdür kendisi.)

Anlayacağınız şu başörtüsü (Türban) şu hikayeye benziyor: Üçkâğıtçının biri bir tenekenin dibine b.k üstüne de peynir yerleştirip pazara gitmiş satmak için. Müşterinin biri sürekli aynı yerden bir parmak alıp tadına bakıyormuş, bir daha biraz daha. Peynirci bakmış olmayacak; ''Fazla deşme b.kunu çıkarırsın demiş'' belki de Gül’ün anlatmak istediği buydu, kim bilebilir.

Neyse!

Göstere göstere özgürlük bu olsa gerek…
***
Son olarak “Flört fahişeliktir, namuslu kadın çalışmaz” diye açıklama yapan Cemil Çiçek denen bozguncu hazzını artırma amacıyla mı böyle bir açıklama yaptı bilinmez ama cinsellik ve cinsiyete dair kurgularında bu adamın bir sorunun olduğu muhakkak. Milliyetçilik analizlerinde yer almaya bilir bu açıklama ama bir ölçüde bilinçaltında kadının mal olarak güdüldüğü, günü birlik cinsel açlığımı bastırsın ve sadece evde ev işi yapsın mantığının çok sayıldığı AKP’lilerin toplumsal cinsiyet kurgularının oluşturulma ve işleyiş süreçlerine dair önemli ipuçları sunmaktadır. Bu nedenle de konu derinlikli bir çalışmayı hak etmektedir. Bu da Freud’cularla birlikte diğer psikiyatrların ilgi alanına girmektedir. (Not: Şuan bu adamın eşi başta olmak üzere, bir kızı da varsa onu ve onun gibilerinin durumunu düşünmekteyimm!)

***
Sanırım sınanıyoruz.. Kâinat var olmadan önce bile Ergenekon vardı çünkü öğreniyoruz ki, deccal – iblis ve şeytan denen alametlerin diğer adı Ergenekon’dur, öyledir ki orijinal adı RMS Titanic olan Titanic gemisini tarihler Nisan 1912 yılını gösterdiğinde Ergenekoncular batırmıştır. Hatta rivayet edilir ki 1400 yıl önce Müslümanlarla birlikte diğer dinler arasına fitne fesat katanlarda bugün ki adıyla anılan Ergenekoncu güruhtur.

Ve Cebrail (a.s.) 6 milyar yıl (aslında bu daha eskidir) sonsuzlukta gezinmeden önce şöyle dedi: “Kim yarattı bunları(?)” öyle ki, bir ses duyuldu 14 milyar önce "Kâinat yoktu ama Tayyip ve resmi ideolojisi vardı" dendi.

Secdeye gelin!

Hiç yorum yok: