7 Ocak 2010 Perşembe

Tıkırrr, tıkır...

2010 yılına sonuna girdik değişen hiç bi’bok yok, istikrarsızlığı ülkenin diplerde hatta çok aşağılarda. İktidar işi gücü bırakmış “Kurumlar çatışmıyor” mesajı veriyor boyalı kutularından, saçma sapan birkaç danışman – stratejinin stratejisiz uzmanları açıklama yapıyor; “Kaygan zemindeyiz”, bir toz duman havası illa da çizilecek ya. Hep bir kuşku duyulacak işte.

Paranoyanın çekingen ipuçları
Zamanın bu saatten sonra üzerinize bocalanıyormuş hissi veren bu ülkede yaşamak artık cidden tat vermiyor, çivisini çıkarttılar el birliğiyle ülkenin. Askeri – Sivili – İlahiyatçısı – Sanatçısı aynı teraneden bol bol pudralanmış yüzleriyle emir veriyorlar: “Şöyle yapmayın, böyle yapın bu makbuldür” derken bile inanın yüzlerinde artık o eski mimikler bile yok. Neticede yıllarca bizleri o mimiklerle kandırmamışlar mıydı ve o yüzden sağıtılmamış mıydık?

Rahat adam sıfatıyla karşısındakileri salak yerine koymayı çok sever zaten bu ülkenin siyasetçileri, askeri, gazetecisi ve bilumum sokaktaki esnafı, sağıtılmamıza biraz da onlar el birliğiyle yardımcı olmuşlar mıydı?

E eldeki materyal Başbakan olunca ve onun bitmek bilmez duyguları, tripleri kötüye çalan ne kadar zırvalığı ve saçmalığı varsa bizim toplumumuz ondan mutlaka kendine bi’şey yontacak. Yonttular da!

Örneğin ülkeye istikrar geldi, demokrasinin merkezindeyiz ve her şey yolunda gidiyor diye bunu kanıtlama çabası içine girdi iş dünyasının patronları, öyle ki o kodamanlarımıza artık reklâm çektiriliyor: “Tıkırrr, tıkır…”

Bu reklâmla artık çakıldı köklerimiz ülkenin her bir yerine, sabah oluyor, uyanıyorsun en derin acılarınla… Netice de tıkır tıkır işliyor düzen.

Yine de “Tıkırrr, tıkır işleyen bir çarka çomak sokmak” istiyor insan, içine edeyim çarkınıza da, düzeninize de, şavşatalı yaşamınıza da olmayan ama varmış gibi gösterdiğiniz ahlakınıza da.

Bu ülkenin bütün aşağılık siyasi komplekslerine Süpermen’i aratmayacak şekilde direnen TEKEL işçilerini soğukta, yağmurda, çamurda "Provokasyon olacak" diye suya döken, tehdit eden, ellerindeki gazı böcek ilacı sıkar gibi insanların üstüne sıkan bilumum polis zevatına, onların amirlerine, bakanlarına, milletvekillerine ve tüm o suya dökülen, gazlanan adamların – kadınların ahlarıyla, okudukları bedualar diliyorum.

Neyse gitmeden şunu da söyleyeyim, her şeye zam yapan fahiş fiyat uygulayıcısı fahişenin torunlarını da buna katmak istiyorum.

E ne yaparsınız tutma ihtimalli pek yok ama metafizikten medet ummak bazen yersiz değildir...

Hiç yorum yok: