Allah’tan Diyanet İşleri Başkanı gibi
gökyüzünde inandığım şekilci bir Tanrı yok, eğilmeme - kalkma göre beni
yargılamıyor, buna da şükür ediyorum ama Diyanet İşleri Başkanlığı gençliğin
yozlaşmaması ve ileride maneviyat ekseninde
şekillenmeyen gençlik haline gelmemesi için
gençlik için bir kampanya başlatmış, hatta kendilerini de aşmış durumdalar şuan, işi çocuklara kadar indirgemişler. Öyle ki bende kampanyayla
rastlantı üzerine bugün karşılaştım. Sanırım Ekim ayı içerisine başlatılan bi'kampanya.
Kampanyanın adı: “Yaşasın camiye gidiyorum!” Diyanet kafaya koymuş bi’kere, ülkenin
%100’ü illa da Müslüman ve İslam olacak. Adamlar işi gücü bırakmış hedef bile
koymuşlar: %99’un %100’e çıkarılması (…)
Ülkede birçok şeyin tahmin edilenden hızlı değiştiğini şu 10 yıl
içinde gördük. Olmaz denilenlerin artık iyiden iyiye olası olduğunun
kanıtı olan etkinliğin sloganını da. Merak ediyorum, yarın bir üstgeçidin
üzerinde ufacık ve birbirinden sevimli, gülücükler saçan çocukların olduğu
kocaman pankartlar asılsa “Yaşasın domuz eti yiyorum” veya “Yaşasın kiliseye gidiyorum” diye çalışmalar yapılsaydı, nasıl bir
tepki alınırdı diye düşünmeye başladım.
Bilirsiniz!
Özgürlük mü olacak bütün bunlar?
İstediğiniz propagandayı yapın, hatta tüm dinler yapsın, tüm siyasi
görüşler, partiler, takımlar, dernekler, kim yaparsa yapsın, kanunlara uygun
olduğu sürece nasıl yaparsa yapsın diyeceğim ama yok, kanuna da inanmıyorum ki.
Diyanet, bütün işini - gücünü bırakmış “Dinde zorlama yoktur”
diyeceğine, bırakmış bunu bi’yana çocuklar üzerinden siyaset yapmaya çalışıyor.
İnsaniyet diyeceğim ama kime diyeceksem, bu ülkede her boka vergi
yetmiyormuş gibi, sağlık, eğitim ve diğer insani temel ihtiyaçlar için para
ödediğimiz de bir yana, bütün bunlardan ennn yüksek payı ve
bütçeyi alan diyanet haddini aşmış, gözünü ufacık çocukların üzerine dikmiş…
Toplanan vergilerle yapılan işe bakın işte.
Hani oldu ya şimdi kalkıp “Yaşasın camiden kurtuldum” ya da “Aydınlanın artık, dinden kurtulun” diye afişler assam, Tayyip Erdoğan
kürsülerden bangır bangır bağırdığı ve bazen de çemkirdiği şu “İleri demokrasi”den dolayı
polis rahat bırakır mı, beni?
Ne diyeyim, afişinde samimiyetsizliğin ispatlandığı en büyük kampanya
bence bu kampanya olmalıdır. Ve öyledir de, inanın!
Kul hakkından söz ediyorlar, kaynak gösteriyorlar.
Kaynakları Kur’an! O
kaynaktan hareketle açın bakın diyorum bende Tevbe Suresi’nin 106. ve 110.
ayetlerine “Bir bina inşa ettiler (…)”
Benden bu kadar, devamını gidip araştırıp, okuyun derim.
Son söz olarak, hakkımı helal etmiyorum, edene de etmiyorum.
Üzerinizde hakkım var, ezilenler üzerinden şatafatlı bir şekilde yaşıyor, semiriyor ve
asalak gibi besleniyorsunuz.
Bütün kadınların, çocukların, ezilenlerin, pazar yerinde çöp toplayan yoksulların ahı ve bedduası üzerinize olsun.
Âmin!
