14 Mayıs 2010 Cuma

CHP Genel Merkezi’nde yangından kurtarılacak tek şey: Baykal’ın koltuğudur!

Gündemimiz yine değişti, hani alışıktık ABD’nin ya da AKP’nin gündemimizi değiştirmesine… Hazır birkaç yıldır "Demokrasi" ile birlikte "Değişim" adıyla bu olgular moda oldu ve bunun ilk öncüsü de Obama’ydı “Change” diyerek ve yine Irak'ı işgal ederken bay Bush "Demokrasi" derken bu sefer onların yerine Baykal’ın gündemi oyalayan video görüntülerinin medyaya yansımasıyla devam ediyorlar(…) peşi sıra Baykal’ın CHP Genel Başkanlığından istifa kararıyla devam etti süreç. Malumunuz halende CHP’nin başında kim gelecek ya da Baykal dönecek mi / dönmeyecek mi senaryolarıyla devam ediyor süreç.

Neyse malum dedim ya biliyorsunuzdur Deniz Baykal'ın seks görüntüleri ortaya çıktı gerçi videoda Deniz Baykal'ın performansı ile ilgili fikir sahibi olabileceğimiz görüntüler yok (Türkiye hava sahasında bu görüntüleri izlemek yasak ama sözüm olsun ben yazının makul bir bölümünde, makul bir şekilde, bu makul görüntüleri izleyebileceğiniz bir link vereceğim, doya doyaaa izleyin) fakat bir şekilde Nesrin Baytok'un kıçının büyüklüğünü görebiliyoruz, Deniz Baykal'ın da donlu görüntülerini. Sevişme öncesi ve sonrası görüntüler mevcut, görüntü kalitesi pekiyi değil ama videodaki kişi Deniz Baykal'a benziyor falan(¿)

“Eğer diyoruz” eğer CHP Genel Başkanlığı demirbaşı haline gelen ve hani istifada etti ya Baykal'ın koltuğu başkasına devretmesi yakındır da diyebiliriz. Etmeyebilir de!

Neticede Erdoğan gibi Baykal’da diğer büyükbaşlar gibi burjuva ahlakı kendine değer almış durumda, ee almasına almış ama Hüseyin Üzmez çukuruna bir ton söz edenler (bence de haklılar) ama Baykal’ın bu görüntüleri karşısında ses çıkaracağına duygusal bir travma yaşadı “Kendinden menkul camiamız” hem de sanatçısından, siyasetçisine, Tv’cilerden, futbolcusuna ve en önemlisi de sokaktaki halk topluluğuna… Ne acıdır değil mi? Oldu mu kahraman, aklıma geliyor da: birisini düzerken birisi deşifre ediliyor ve hem de deşifre edilen bu adam bir ülkede ana muhalefet partisi genel başkanı… Düşünsenize bir kitle topluluğu böyle bir adam için açlık grevine giriyor ve diğer birileri de hüngür hüngür ağlıyor… Şimdi bu adam kahramandır hem de okkalı bir kahraman!

Evet, dünya cinsellik üzerine kurulmamıştır ve tamam seks hayatın bir parçasıdır… Ama gerisi yoktur… Burada bir “Nokta” gereklidir. Ve bence bitmiştir!

Neden bitmiştir konusuna gelince(?) Deniz Baykal gibi bir parti “Genel” başkanın bu tür olaylarla anılıyor olması ve en önemlisi de birilerinin böylesi birini içselleştirmesi. Örneğin sabaha karşı erken bir saatte kalk ve “Hakkın için mücadele et”, “Haksızlıklar karşısında öfkenden dolayı ağla, isyan et, örgütlen” desen bu çoğunluğun bir bütünü büyük bir ihtimalle şöyle diyecektir: “Bananeee…”

Bütün bunlar olsa anlarım karşımdakini oysa karşımızda düpedüz başka bir kurgu ve başka bir ahlak anlayışı var… Bu ne biçim bir anlayışıdır ki, cinsel ahlak ve kültürünü terbiye edememiş birisi için birileri ağlasın?

Ve üstelikte bağırırsın: “İnadına Baykal, inadına sol” diyerek utangaç madalyası takacağın ve deşifre edeceğin bu ahlak anlayışını da onure etsinn.. Aymazca bir tutum ve davranış… Tahmin etmek zor değil bence alt kadroların birer koro şeklinde yalakalar serenadıdır yaşananlar yine de ama neyse. Demek istediğim ortada bir kulisin olduğu muhakkak.

Bilemiyorum! Kemal Okuyan’ın “Baykal ve ahlaksız tasarım” başlıklı yazısında da vurgu yaptığı gibi Washington “Canını sıkan Erdoğan’a son bir mesaj olarak da görülmeli”midir bilinmez bütün bu gelişmeler, ortada bununla birlikte birçok senaryonun geçeceği de muhakkaktır. Olabilir de, Amerika Erdoğan’dan kurtulmak için önce Baykal’ı tasviye etmek için tercih etmiş olabilir… Ya da Fethullahçı güruhun AKP ile birlikte birer gözdağı projesidir ne de olsa onlarında Amerika gibi "Bizim çocuklar başardı" diyeceği bir alt kadrosu var.. Fetoşçu güruh AKP ile köprüleri de atmak istiyor olabilir(¿) olasıdır, beklenir ve de olabilir! Kuvvet dâhilindedir. Birçok olasılılık güdülebilir.

Yine de Erdoğan’ın gezdiği – gördüğü her ülkede bir dilenci gibi “Gelin vizeyi” kaldıralım girişimleri ve İsrail çıkışları ve bu paralelde Baykal’ın anti-Amerikan karşıtı söylevleriyle birlikte bu kurguyu güçlendirebilir. Kabullenmekle birlikte Erdoğan’ın bir alternatifinin olmayışı ve yine muhalefetlerinin bu paralelde yönelişlerinin olmayışı olmasıdır. Doğrudur da. K. Okuyan haklıdır “Halkın tamamen dışarıda tutulduğu bir işlem”dir bu ve herkesin kolayca algıladığı bir biçim ve şekil formatında yürümeyecektir. “İnadına sol” diyenlere solun tanımını yapın desek eminim doğru-dürüst bir tanım bile yapamayacaklardır.

Nasıl demeyeyim ki ahlaksız bir tasarımın içinde biçim verdirilmeye çalışılıyor… Her şeyden(?) daha da çok tiksinelim diye… Tıpkı (içeriği görmek için Vpn ayarlarınızı değiştirin) “İspanyol gazetesi El Mundo’nun yer verdiği ama Türkiye’de yasaklanan Baykal’ın görüntülerinin yer aldığı şu video görüntülerinde olduğu gibi” ne diyorduk, Amerika hep öbür türlü sever. Uysal, söz dinleyen, itaatkâr!

Erdoğan öbür türlüydü şimdiyse sokaktaki halktan farkı yok, keza Baykal içinde geçerli bu… Şimdi Baykal’ın genel başkanlık koltuğuna sokakta geçen herhangi bir adamı durdurup yoldan çevirin ve o koltuğa oturtun inanın Baykal’dan daha çok pirim yapacaktır…

Eminim Amerika bile sıkılmıştır, bu tür ikiyüzlülerden. Kurtulmak için yavrularını bile gözden çıkaracaktır.. Neticede yenileri lazım... Çıkarıyor da!
Son Dakika: Kemal Kılıçdaroğlu gerçekleşecek olan CHP'nin 33. Olağan Kurultayı'nda Genel Başkanlığa adaylığını açıkladı..

Hiç yorum yok: