1 Eylül 2008 Pazartesi

Seçimler Üzerine

Kuşkusuz yaklaşmakta olan yerel seçimlerle birlikte, Türkiye’de de yaşanan gizli bir kriz yaşanmakta. Türkiye siyaseti deyim yerindeyse her an yeni bir sürece gebe. Yeni çıkışlar, yeni oluşumlar, yeni hareket(lenme)ler vb. derken Türkiye’de yaşanan siyasi kriz “çalkantı” durumu geçmiş değil, bu kendini belki bir nebzede olsa Yargıtay’ın açmış olduğu AKP’nin kapatılması davsıyla ve Anayasa Mahkemesi’nin “1 red, 4 hazine yardımı ve uyarılmasıyla, 6 kapatılsın oyuyla” kapatılmadan bu süreçten geçmiş gibi görünse de 30 Ağustos’ta atanan son MGK atamaları ve Büyükanıt’ın yaş haddinden emekliye ayrılışı, yeni genelkurmay başkanı olan İlker Başbuğ’la yeni bir evreye girdi.

Bu yeni süreç yeni çalkantılara mı gebe, bunu bilemiyoruz! Birlikte göreceğiz! Bu süreç bilindiği gibi AB yetkililerini (komiserlerini) en başta da Amerika Birleşik Devletlerini yakından ilgilendiriyor. Biliniyor ki, Türkiye siyaseti, demokrasisi ve AKP gibi ve AKP’den önce diğer siyasi partilerin Türkiye’ye iktidar olarak atanması bu emperyal güçlerden bağımsız değildi. Yine Amerika “Demoklates”in kılıcı gibi bir yandan sağa, bir yandan sola doğru gelip giderken de Gürcistan ve Rusya gerginliği ister istemez Kafkaslardan sonra Fransa’ya, yine her işi üstüne vazifeymiş gibi davranan Amerika’ya ve kendisini ona adayan Türkiye iktidarı da buna dâhildir.

Bu yaşanan güncel hareketlenmelerden sonra Türkiye’de halka öncülük edeceğini iddia eden oluşumların nereye, ne kadar ve kimden yana olduklarını ve samimiyetliklerini gözden geçirmek bu anketin amacı. İşte bütün bunların yanında unutulmaması gereken “yeni oluşumlarıda” dillendirmek lazım. Bunların başında gelen ve parti kuracağını açıklayanlardan biri olan “Tuncay ÖZKAN ve Biz Hareketi”, diğeri “Abdüllatif ŞENER ve Yeni Oluşum Hareketi”, bir diğeri eski bir general olan “Osman Pamukoğlu’nun, Hak ve Eşitlik Partisi”, diğeri de “Altan Öymen ve Akın Birdal’ın başını çektiği Çatı Partisi girişimi.”

Türkiye’ye “yenilenmiş bir sol ” lazım" diyen ve başını DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Prof. Burhan Şenatalar, eski DSP milletvekili Rıdvan Budak vb. gibi isimlerin çektiği “10 Aralık Hareketi”, farklı bir şeritte yol alan Hasan Celal Güzel gibi isimlerin başını çektiği “Ortak Akıl Hareketi” ve son olarak ta “Şimdi Sosyalizm Zamanı!” diyerek bir açılım başlatan “Sosyalist Parti girişimi.”

Bütün var olan bu partiler ve yeni oluşumlar Türkiye’ye neler katacağı ve neler götüreceği üzerine… Düşüncenin ön plana çıkması, bilgiyi üretmek ve paylaşmak adına düzenlenmiş bir nevi bloglar arası anket gibi görünen bu değerlendirmeye bloglar dışında herkes yorum yapabilir, görüş bildirebilir.

4 yorum:

nehiro dedi ki...

“insanlar arasındaki eşitsizliğin kaynağı” adlı yapıtında “bir toprak parçasını çitle çevirip bu benimdir” dediği anda “insanlığın dramı başlamıştır...” diyen Rousseau’nun düşlediği devletin amacı “devlet benim” diyen hiçbir özel örgütün ve grubun olmamasını sağlamaktır” şeklinde biliniyor...
Daha sonra da halk iradesini sağlıklı olarak gerçekleştirmek ve onun sömürülmesine olanak bırakmamak için, şöyle bir düşünce ileri sürürüyor Rousseau,
“seçenler ile seçilenler örgütsüz bireyler olarak, birbirinin karşısında bulunursa, oy verilirken özel çıkarlar kendiliğinden kalkmış olur.”

Evet yurdumdaki yaklaşan yerel seçimlerimizde kullanılacak olan özel çıkarlar düşünülürse ( gerek ABD gerek AB gerekse diğer güncel oluşumlar)yeni oluşumların çok iyi düşünülerek irdelenmesi ve halka anlatılması gerekir diye düşünüyorum...
Ne yazık ki ülkemizde sandığa giden seçmenlerimizin büyük çoğunluğuhala kara bulutların farkında değil...
Üstelik medyamızın satılmışlığının ortada olduğu görülürken onlara bu yeni oluşumları anlatmanın yolu nereden geçiyor...
Ayrıca sizin de dediğiniz gibi öncülük edeceğini söyleyen bu grupların nereden ve kimden yana olduklarını çok iyi netleştirmek gerekiyor...
hepimize kolay gelsin...

yeraltındannotlar dedi ki...

Türkiye'de bir darbe tehlikesi var, bu süreç devam ediyor kuşkusuz. Dolayısıyla bütün bunlar demokrasisinin gerçek anlamda işleyememiş olmasından kaynaklanmaktadır. Demokrasiyi herkes kendine göre yorumluyor, ilginçtir zorlan getirtilmiş bir özgürlük olgusuyla, olmayan demokrasi sınavı veriliyor her ikili mücadelede. Bu arada Ilımlı İslam'ı model alan, AKP'de sütten çıkmış ak kaşık değil ama bir yandan da yerel yönetimleri (büyük şehir belediyeleri) fütursuzca da hareketler içerisinde, kendisini zora koşmaktadır. Örneğin Ankara B. Belediyesi ve Keçiören vb. ve elbette İstanbul B. Belediyelerinde medyaya da yaşanan olaylar.

Bu yüzden AKP son olarak 2008 – 1 Mayıs'ın da işçilere yönelik hak gaspıyla ayyuka çıkan demokrasi havariliğini de gözler önüne serdi. Elbette sırf bu değil, DTP'nin kapatılması sürecine savcılara övgüler dizen R. T. Erdoğan timsah gözyaşlarıyla mazlum rollerindeydi, kendi partisi kapatılmak istenirken.. Bütün bu süreç AKP'nin kesinlikle demokrat olmadığının bir göstergesiydi.

Yine biliyoruz ki bir yandan burjuvazinin (bu biraz da yeşil sosa bulanmış) bir yandan uluslararası arenada işbirlikçilikte sınır tanımayan AKP gibi partilerin demokrasisi kendine göre biçimlenmiş konumundadır..

AKP'nin alternatifi olma yayışı da onların derdi değil solun ve Tr. sorunudur. Bu sürece katkı sunacak Öncü Parti eksikliği bu denkleme zarar vermektedir. Öyle ki, AKP fizik kurallarının bozacak kadar kendi dengesinin de ötesinde neredeyse kendine uygun (liberal) sosyalist bir partiyi kendine göre kalıba sokacakmış gibi duruyor.

Bu duruş: muğlak-dağınık-bulanık-kutupların her bir yerden oluşmasına güç ve cesaret vermektedir.

nehiro dedi ki...

AKP'NİN kendi dengesinin de ötesinde kendisine uygun sosyalist bir partiyi kendine göre kalıba sakacağı endişesini bende taşımaktayım ve bu yüzden yeni oluşacak alternatiflerin çok iyi değerlendirilmesi ve kesinlikle irdelenmesi düşüncesindeyim.
Şu anda yerel belediyelerde özellikle AKP nin çok istediği İzmir yerelindeki belediyelerde durumu oldukça karışık görüyorum.Özellikle CHP Lİ belediyeler büyük bir rahatlık içinde henüz hiç bir yerel seçim öncesi çalışmalarına başlamış gözükmüyor.Büyük şehir belediyesi ile kısır bir takım çekişmeleri sürdürüyor görünüyorlar.AKP li belediyeler ise büyük bir saldırganlık, ve değişik bir cesaretle tekrar kazanacaklarını söylüyorlar İzmir dediğimiz bu bölgede bile onları cesaretlendiren gizli hesaplarının yakın bir zamanda çıkacağını düşünüyorum. Öte yandan demokrat parti li bir kaç belediyede ise gördüğüm sadece bireysel çırpınışlar...DSP ise halen seçim çalışmaları dediği çalışmaların bir nevi akp nin diğer seçimde yaptığı çalışmalardan bir takım örneklerini sergilemekte.

Bütün bunların ışığında yeni oluşumlar incelenmeli..
sevgiler...

yeraltındannotlar dedi ki...

Şişirilmiş obez bir medya balonu sayesinde satılık kalemşorların etkisi bunda büyük.

Demokrasi-Darbe, Devrim-Darbe söylevleri çokça kullanılır oldu, bunun son timsalcileri ve çokta dillendirenlerin başında iktidar yanlısı Taraf Gazetesi ve muhalifini köşelerinden ihbar eden Fehmi Korulu Yeni Şafak Gazetesini şimdilik anmakta fayda var. Diğerleri zaten belli atv, Sabah, Star, dinci cenahta da Vakit ve Milli Gazeteleri bunun başını çekiyor.

Seçimler yaklaştıkca bunların gerçek yüzlerini, (tarafsızlığını) samimiyetliklerini bir kez daha göreceğiz..

Halk fakirleşirken, onlar zengileşiyorlar.. Halka dağıttıkları arkasında yazılan "satılamaz" çeyrek altınlarla, bu seçimlerde de neler yapacaklarını merak ediyorum..

Birde utanmadan Türkiye'yi iftihar cadırana çeviriyorlar, çal-çırp sonra iftar cadırı başlarında mazlum rollerine gir.. 11 ay halkın cebinde ne var ne yok al mantığı sonra hepsini 1 aya sığdır.. Herşey değersizleşiyor, içi boşaltılıyor.. Ramazanlar da maalesef öyle, insanların inançları, saflıkları (temizlikleri, iyi niyetleri) sömürülüyor.. Hepside maalesef seçim yatırımı.

Ayrıca AKP kömür dağıtıyor, diğerleride dağıtsın bana ne diyen aymazlarıda aslında ayrı olarak ele alıp dillendirmek lazım.