Tamam, vatandaşlarımızın kitap okumaya gereksinim duymayacak kadar çok şey bildiğini, üst düzey bir zeka ve insan ötesi bir algılayış, yorumlayış kabiliyetine sahip olduğunu hepimiz biliyoruz…
Ama bir zahmet ansiklopediye mi bakarsınız, gugıl’dan mı ararsınız, şu William Wunt’un Almanya’da ilk psikoloji deney hanesini hangi ihtiyaç için kurduğunu, psikolojinin bir bilim olarak doğduğu süreci bir inceleyin.
İlk görünen şeyin, psikolojinin azıtmış bir sosyopatlığın yok oluşa götürdüğü toplumun davranış kökenlerini incelemek olduğunu göreceksiniz. Yani bir bireyin psikolojik rahatsızlığında bireysel bazı hususiyetler görülür, ayrı; ama ya toplum mutlak bir cinnet sürecindeyse? Yani psikoloji toplumsal cinnetin köklerini, birey üzerinden hareket ederek çözmeye çalışan bir bilim olmuştur. Ablasının ırzına geçen ortaokul çocukları, annesinin başını kesip pencereden aşağı atan hayırlı evlat, komşusunun oğlunun kıçına bahçe demiri sokan zatı aliler…
Tamam, bizim tarihimizi öyle kurban olunası devrimler de şekillendirmedi, şiddetin, hatta sapıkça bir şiddetin Türk halkının ortak bilinçaltında işlene işlene bir gurur vesilesi haline getirildiğini biliyoruz. Sonuçta tarihçileri Kuyucu Murat hayranı, gazetecilerinin iyi okullardan mezun angut, akademisyenlerinin Türkçe cümle kuramadığı, köylerinde amcalarına dayılarına bok yedirilmiş, dört tane darbe görmüş, başörtülü olduğu için kalçasına tekme yemiş -ki 4 metre kadar uzağımda oldu, bizzat gördüm-, kendilerini yenen takımın taraftarının Maçka parkında ırzına geçmiş bireylerden müteşekkil bir toplumun çıldırmadan durması beklenemez ki, şükür yaratana, neşvü nemalarına kavuştuk milletçe gururluyuz.
Türk toplumu son on yıldır kişisel bütün tutumlarının, yaşam felsefesinin, televizyon eliyle belirlendiği bir toplum… Bir vatandaş günde on saat eşşek gibi çalışır ki bu eşekliğin karşısında aldığı ücret asgari(!) düzeyde yaşayabileceği yani amiyane tabirle gebermeden sağ kalacağı bir ücrettir. Kuruyemiş gibi, çikolata gibi, gezip tozma gibi lüksler ne haddine. Eve geldiğinde tüm kasları tutulmuştur, bütün zihinsel faaliyetleri durur, aklında yarın çekeceği çilelerden ve gelecek kaygısından başka bir şey yoktur. Biyolojik yeterliliğini ispatlamak için doğurduğu çocukların gürültüsü ve beslendiği medya kültürüyle kendisine sürekli baskı yapan yakın akrabalardan başka bir çevresi yoktur. Aydınları onun semtindeki bir kahveye bile uğramazlar, aydınları dört gün sonra bu garibanın oy vereceği parti başkanlarıyla bir yemekte ya da İstanbullu homoseksüel şairlerden herhangi biriyle edebiyat muhabbetindedir.
Bu zavallı asgari yaşam düzeyine mahkum vatandaşa televizyondan başka bir eğlence kalmamıştır. Yorgunluktan cinsel hayatı bile kalmamış (Bir ankette okumuştum Tr’deki kadınların %75’i hayatlarında orgazm dahi yaşamamışlar… Hemen altında Türkler’in iktidarsızlığını bahane etmeye çalışıyorlardı. Günde eşşekler gibi 10 saat çalışın bakalım iktidar kalıyor mu?), yaşamsal zenginliğe, estetiğe muhtaç bu yaratığa televizyondan başka bir keyif aracı sunulmamıştır. Evet artık, fesat evindedir. Bu fesatla dimağını şekillendirir.
Bu fesatla neler öğrendi Türk halkı?
Hadi cinsel sapkınlığı geçelim, tüketim kültürünü geçelim, apolitizasyonu geçelim… O türküleri yazan bir toplumun çocukları böylesine katil bir ruha nasıl büründüler? Öncelikle televizyon, bünyesinde barındırdığı mutlak şiddetle, şiddeti toplumun günlük görüngesi içerisinde olağan bir eylem bütünlüğü olarak gösterdi. Yani komşumuzun kızının ırzına geçmek ya da arabamıza çarpan adamın kalbine bıçak saplamak olağan birer gündelik davranış gibi algılandı. Kişi bireyliğe cinsel gücüyle, parasıyla, kas gücüyle, hışmıyla, kafasını puştluğa çalıştırabilmesiyle menkul bir yolculuk olarak algıladı. Beyinsizlik, kaba kuvvet ve çok yiyip çok sıçabilme kudreti medya tarafından pohpohlanan birer yapıcı güç haline geldi.
Devletin de bu konuda herhangi bir biliçsel yaptırımı olmayınca (Çünkü bürokratlarımız hayatlarında bir Tarkowsky filmi bile izlememişlerdir, bir düdüklü tencere ne kadar entelektüelse bir bürokratta o kadar entelektüeldir, medyatik argümanlarının toplumsal kıyıcılığı tetiklediğini bile göremez, giyinir, kuşanır şeref tribününde maça giderler…) sevgili medyamız ticari değeri olan her şeyi toplumun gözüne sokmaktan haz aldı.
Zaten İstanbullu ruhu, İstanbul’un ticari ruhu da ticarette etiği yadırgıyordu. Böylece; gidin yüzde on beşi homoseksüel olan Fransa’da, bekaret yaşının dokuz olduğu Hollanda’da bile televizyonlarda bu kadar çıplak kadını bir anda göremezsiniz.
Bugün Türk kanallarını izleyin, en şirin yaratıklar ipneler, orospular ve kredi kartlarıdır (Ardından sırayı muhafazakarlarımız ve tuvalet kağıdı reklamlarında oynayan çocuklar alır…) Bugün önümüzde daha çok yiyemediği için, daha çok çalamadığı için, Aşkı Memnu’daki kart horoz gibi onsekizlik dilberleri düzemediği için dellenen, bu deliliğini bir süre kredi kartlarıyla engelleyen ama sonunda dostuyla birleşip oğlunu geberten, komşusunun kızını sobada yakan, ailesinden 8 kişinin kafasına sıkan, sapıtan, manyayan, beyninin, ruhunun ırzına geçilmiş bir sapıklar sürüsü var.
Peki, çözüm ne? Çözümü herkes biliyor ama çözüm Mehmet Ali Erbil’in işine kadar gelirse, sevgili AKP’lilerimizin de, CHP’lilerimizin de, 101. Türk büyüğü Fatih Ürek’in de işine o kadar gelmiyor.
03 Temmuz 2009 Cuma
Toplu çıldırma – Futuristika!
29 Haziran 2009 Pazartesi
2 Temmuz 1993! Katliamın sorumluları dün de iktidardaydılar bugünde iktidardalar! Sivas Katliamı'nı unutma! Unutturma!
20 Haziran 2009 Cumartesi
REDHACK açıklaması: 'Dostlar, yoldaşlar, çeşitli milliyetlerden ezilen, çilekeş, fedakâr halkımıza. .'
REDHACK'in hiçbir üyesi yakalanmamıştır!
REDHACK'in bütün militanları görevleri başındadır!
1997'de devrimci dayanışma içerisinde zorluklarla kurulan devrimci dayanışmanın urunu RedHack (Kızıl Hackerlar) olarak, son donemde burjuva başında yer alan ve REDHACK'i karalamaya yönelik haberlerden kaynaklı, bu basın bildirisini kaleme alarak, siz yoldaşlarımızı ve ezilen fedakar halkımızı bilgilendirmeyi görev bilmekteyiz..
12/06/2009 tarihinde Hürriyet gazetesinde çıkan, Anadolu Ajansı patentli habere Gore, Urfa ve Antalya'da yapılan bir operasyonda 6 ki$i Kredi Kartı kopyalama suçuyla yakalanmış, yakalanan bu ki$ilerin, (habere göre) PKK adına kurulan REDHACK ile beraber çalıştıkları, devlet siteleri, polis ve kamu kurum ve kuruluşlarının sitelerini, REDHACK ile beraber kırdıkları iddia edilmiştir. (bkz: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11854255.asp)
Bu haberden birkac gun oncesindede İhlas Haber Ajansi'nin gectigi habere gore, Kizil Dayanisma ve REDHACK taraftarlari'nin cesitli platformlarda yuruttugu kampanyalardan biri olan KIMLIK kampanyasini, "PKK Kurdistan Kimligi Cikardi" basligiyla medya kuruluslarina aktarilmis, bilincli bir karalama kampanyasina gidilerek, REDHACK'i halkin kar$isina almaya yonelik bir manupulasyon kampanyasina giri$mi$lerdir. (bkz: http://www.ensonhaber.com/gundem/209603/kurt-pkk-kimlik-teror-kurdistan.html
Kuskusuz ki bu karalama kampanyalari sadece basin ve devlet cephesinden surmemekte, internette cesitli sosyal platformlarda, arkadaslik sitelerinde, "ZAYIF" insanlar kullanilarakta boyut kazandirilmakta, cesitli "hack haber" sitelerinde de "RedHack Sitesi Hacklendi" basligiyla SAHTE siteler delil gosterilerek, halkimizi REDHACK'e karsi kiskirtmaya calismaktadirlar..
REDHACK ve KREDI KARTI DOLANDIRICILIGI:
Hurriyet'in haberini okuduktan sonra, REDHACK basin burosu olarak, basindaki emekci dostlardan bu haberin kaynaginin, SanliUrfa Valiligi ve Anadolu Ajansi oldugunu ogrendik. Oncelikle boyle bir haberi gordugumuz icin sasirmadik. Zira, SanliUrfa Valiligi web sitesi, 19 Aralikn 2008 tarihinde REDHACK militanlari tarafindan hacklenmi$ (kirilmi$), ana sayfasina 19 Aralik Katliami'yla ili$kin bir bildiri ve orak-cekic birakilmi$ti.. Bu kuyruk acisini biz daha once, Izmir ve Antalya Valiliginde gormu$tuk. Milyon dolarlar odedikleri sistemlerinde, REDHACK'i ve Orak-Cekici goren fa$istlerin kuyruk acisiyla, oraya buraya saldirarak, REDHACK niyetine, bilgisayar sahibi dahi olamayan, garibanlari, "bunlar REDHACK'li" diye tesir ederek tutuklamalarini daha oncede yasamistik. Bu haberle beraber, hafizalarimiz tazelendi! Boylece, SanliUrfa Valiligi'ninde, kuyruk acisini henuz unutmadigini anlamis olduk! Fakat bu son olayda istina edilen sucun Kredi Karti suclamasi olmasi, PKK ile iliskilendirerek, "hakli her davayi", halkin "bolunme histerisi" kullanilarak, "bunlar PKK'li saldirin" gibisinden linç politikasina gidilmesine goz yumacak degiliz!
RedHack, "kredi karti dolandiriciligi" yapmaz, REDHACK, bankalar ve ozel sermayenin halki somurmesine karsin, bankalara "direk" saldirir. i$bankasi, Garanti bankasi gibi soyguncu bankalar daha once REDHACK'in gazabina ugramis bankalardir. RedHack, girilen sistemlerde, becerebilirse "kamulastirma" baglaminda, halkin olani alir, halka geri verir! Fakat Valilik ve burjuva medya, bilisim polisinin, yakaladigi 6 genci sirf demokrat olduklarindan dolayi REDHACK ile baglamakta, RedHack'i "adi bir suclu" gibi lanse etmekte, haber'in satir aralarinda yakalananlarin bilgisayarlarinda "uyusturucuyu ozendiren resimler var" denilerek, burjuvazinin "her telden" camur atma prensibini yeniden sahnelemi$lerdir. Bu oyunlarin tutmayacagi aciktir! RedHack'in halkin sorunlarindan yola cikan, yeteneklerini "kendi cikarlari" icin degil, fakirlerin, ezilenlerin cikarlari icin kullanan, gercek hack ilkelerine riayet ederek, sistemle uzla$mayan bir yapida oldugunu halkimiz ve devrimci kamuoyu iyi bilmektedir!
Ayrıca yakalananlarla, REDHACK'in uzaktan yakindan bagida yoktur! RedHack militanlari 13 senedir kayip vermeden, savasini surdurmekte, kayip verse bile, bedel odemekten cekinmemektedir! Bunu dostta du$manda boyle bilmelidir!
REDHACK'in PKK adına kurulduğu yalanı
RedHack tuzugundede belirttigi gibi "hic bir orgute bagli degil, hic bir orgut tarafindan kurulmus bir olusum degildir" REDHACK, illegali esas tutan, devrimci ve KOMUNIST orgutler ba$ta olmak uzere tum devrimci orgutleri sahiplenir, butun devrimcilere ayni mesafede kalarak, onlarin gundemine gore hareket eder! RedHack, tuzugunde de belirttigi gibi, KOMUNIST bir orguttur! Uluslarin Kendi Kaderini Tanir ve ona gore hareket eder, Kurd Halkinin hakli talepleri icinde sava$ir! Ama TEK savastigi seyde bu degildir! Kurd halkini savunmak gorevlerinden sadece biridir. Cunku Kurd halki ezilmekte, kimliginden dolayi baski gormektedir. RedHack'te bunu, UKKTH geregi ve halklarin karde$ligi temelinde savunmaktadir! Fakat buna bakarak bizi A veya B orgutunden ilan edenlerin DEVRIMCI olmadigi, kar$i-devrim icin sava$tiklari aciktir! Leninizmi kendine rehber edinmi$ her devrimci gibi bizlerde, uluslarin "kayitsiz $artsiz" hak ve taleplerini savunmakta, HALKLARIN KARDESLIGI icin mucadele etmekteyiz.. Gecmiste nasil ki Deniz Gezmis, Mahir Cayan, Ibrahim Kaypakkaya Halklarin Kardesligini savundugu icin, "terorist" ilan edilmi$lerse, bugun bizlerede bunu diyecekleri aciktir!
Burjuva basin ve fa$istler, kendilerine kar$i gelen, hak ve ozgurlukleri savunan butun KOMUNISTLERE, "bu PKK'lidir" veya "bolucudur" diyerek, hakim ulus milliyetciligini koruklemeye calismakta, toplumun "bolunme histerisi" kullanarak, Kurd ulusu uzerinde gelistirilen imha ve inkar politikalarini arttirmayi hedeflemektedirler! Pek tabiki yine bu sayede, hakli kim bakilmaksizin, toplumsal linç devreye girmekte ve kar$idakine soz hakki dahi verilmeden linç edilmektedir. Onlara gore "hak ve taleplerini savunan herkez PKK'lidir" ve linc edilmelidir! Fa$izm, gecmiste Deniz, Mahir ve Ibo icin bunlari soyledi, daha sonra kim ona kar$iysa ASALA dedi ve $imdide PKK diyor.. Biz bu masallari daha onceden dinledik!
HACKHABER sitelerinde ve FACEBOOK gibi sosyal sitelerdeki karşı devrimci yönlendirmeler:
Bir diğer olay, RedHack'in desteklediği KIZIL DAYANISMA taraftarlarının Facebook üzerinde düzenlediği, internette son donemde artan , ki$ilerin kimliklerini istemeye varan fa$izan uygulamalara kar$i "KIMLIK" kampanyasinda, kullanilan "orak cekic'li ve devrimci onderlerin resimlerinin oldugu" (yandaki ornekteki gibi) kimlikler alinarak yerine PKK bayragi ve Kurdistan yazisi montajlanmi$, "PKK KURDISTAN KIMLIGI CIKARTTI" yalanı, haber olarak verilmi$tir! Yaptigimiz incelemeler sonucu iHA muhabirinin, bizim tarafimizdan yapilan ve seri numara kismina R97(RedHack 1997) yazan kimlikleri alarak, Marks, Che, Ibo, Mahir, Deniz gibi onderlerin resimlerinin yerine, masum bir yurtseverin resmi konularak te$ir ettigini tespit etmi$ bulunmaktayiz! R97 yazisi haric diger yazilar Ihlas Haber Ajansi tarafindan, "profesyonelce" montajlanarak, yerine Kurdistan yazisi gecirilmi$ buda IHA tarafindan ajanslara gecilmi$tir! Bu olayinda, yukarida bahsettigimiz olayla ortu$mesi bir tesaduf degildir! Olayi getirip PKK'ye baglamak, bunun uzerinden Kurd du$manligini koruklemek, Kurdistan yazisi ili$tirilerek, yukarida bahsetmi$ oldugumuz toplumda yaratilan ""bolunme piskozunu" tetiklemekten ba$ka bir amaca hizmet etmemektedir! Ayrica Kurd ulusunun siyasal taleplerinide gormezden gelmek icin, "bakin kimlik cikardilar bolunuyoruz" gibisinden halki ki$kirtmaya cali$mi$lar, ezilen ulus onderliginin yuruttugu bari$ cabalarini provakate etmeye cali$mi$lardir..
Formularize edecek olursak, Fa$izm, Kurd ulusunun hakli taleplerinden bahseden herkeze PKK'li diyerek te$ir etmekte, boylece "bolunme histerisindeki" bir kisim insan, kurd ulusunun taleplerini savunanlari "linç" etmeye calismakta ve sonuc olarak linç korkusundan dolayi, kimsenin Kurd halkini ve halklarin karde$liginin savunamamasini saglamaya cali$maktadir. İnsalari, "kurtler eziliyor" demeye bile korkacak hale getirerek, sovenizmi yayginlastiriyorlar! Ayrica Internetteki sansure ve fa$izan baskilara kar$i yurutulen eylemi sabote etmeye calismalarida cabasidir!
Yine, bu haberlere paralel bir sekilde, gerek haber siteleri ve hack icerikli sitelerde, gereksede sosyal arkadaslik platformlarinda, REDHACK'e yonelik bir karalama kampanyasina giri$ilmi$tir! Bazi hack haber sitelerinde "redhack'in hacklendigini" idda eden haberler yayinlanmistir. RedHack'in TEK bir sitesi vardir O da www.kizilhack.org 'dur! Fakat, "kizil" ile basliyan siteler'i kendileri alarak veya "kizil" diye bir yer bulup hackledikten sonra, "REDHACK'in Sitesini kirdik" diyerek haber yapan, hacking camiasinda LAMER diye adlandirdigimiz bu ki$iliksiz unsurlar, yine halkimiz tarafindan cevaplandirilmi$lar, çogu yerde haberleri geri cekmek zorunda kalmi$lardir. (hatasindan donup ozur dileyen dostlari tenzih ediyoruz.)
Ayrica Facebook gibi sosyal platformlar'da da, bilisim polisi tarafindan veya polisin yonlendirdigi ezik karakterdeki ya$i kucuk unsurlar tarafindan, REDHACK'i karalamaya yonelik, "bunlar terorist, anarsist PKK'li vb gibisinden "hicte tesaduf olmayan" kampanyalara girismislerdir! RedHack'in sinif mucadelesinin ustunu kapatarak, ulusal bir misyon bicenler, RedHack'i devletin diliyle suclayanlar, bu alcakca kampanyalar uzerinden, Kurd du$manligi yapan, Kurd halkina "alttan alta" kin kusan, Sinif mucadelemizin onunu kapatarak, hakli eylemlerimizi manupule etmeye calisanlara CEVABIMIZIN SERT OLACAGINI burdan bildiriyoruz!
Hürriyet’i, A.A'ni IHA'ni buradan uyarıyoruz!
Devletin saldirilarina, burjuva cepheden verdiginiz destek, karalama kampanyalarina kar$in, Reel-Sanal, butun platformlarda ensenizdeyiz! Bizim gucumuzu, yeteneklerimizi kucumsemeyin, bizi sadece sanala hapsolmu$ insanlar olarakta du$unmeyin! Bu turden haberlere devam ederseniz, bizimde savunma hakkimizi kullanacagimizdan ku$kunuz olmasin! Insanlik sucundan vaz gecin, halkin adaletinin sizide bulacagini unutmayin!
Bu kurulu$larin bunyelerinde cali$an gercek basin emekcilerinden ricamiz, bu tur haberlere tavir takinmanizdir! Sansür politikalarına karşın, devrimci haberleri objektif bir şekilde yayımlayarak, bu türden asparagas haberlere izin vermemenizdir! Unutmayin bu buyuk gazeteleri yaratan sizsiniz, sizin nasirli ellerinizdir! Burdan gercek basin emekcilerine selam gönderiyoruz!
HACKERLARA..
Hack demek, sisteme muhalif olmak demektir.. Hacker olmak demek, egemenlerin, zenginlerin, iletisim ve bilisim ozgurlugumuzu parayla kontrol etmesine kar$i olmak, kafa tutmak demektir! Halkin acilarinin yaninda olun, halklarin karde$ligi icin sava$in! Size sunulan ve zorunlu tutulan sinirlarda ya$amak zorunda degilsiniz! Yeteneklerinizi halka kar$i degil, halkla beraber halk icin sergilemelisiniz! Devletin istediklerini yapmak, devletin kuklasi olmak "hack" kavraminin kendisine terstir! Biz sistemin "uslanmaz" cocuklariyiz! Ve onlar bizi suclu goruyor! Bizi hapise atiyor! Tek istedigimiz "bilgi" ve bu bilginin evrenselle$mesidir! Bunu hazmedemeyenler bizlere baski kurarken, hackerlara du$en, birlik olmak ve "ezilenler" icin sava$maktir! Tum "gerçek" hackerlardan beklentimiz budur! Yalan haberlere alet olmayin, lamerlerin yolundan gidip, devletin yalakasi degil, halkin dostu olun, dogrulari soyleyin, dogrularla yol alin!
DEVRIMCILERE VE EZILEN HALKIMIZA!
Devrimcilere ve ezilen halkimiza bir kez daha deklare ediyoruzki, Bu olayda bedel odemedik fakat bedel odemekten de cekinmeyiz! Deniz, Mahir, İbo yol gostericimiz, ya$antilari ya$am orneklerimizdir! 1997'den bu yana, halk icin sava$an biz REDHACKER'lar, bu saldiri kampanyasinida, devrimcilerin destegiyle atlatacagimiza eminiz!
Orgut ayrimi yapmayan REDHACK'e, Devrimci Dayanisma geregi desteklerini her platformda bekliyoruz! Onlarin milyar dolarlari var, bizim ise onurlu bir yolumuz ve ÇELIKTEN yolda$ligimiz var!
Bir diger temennimiz, Devrimci Basın’ın bu türden asparagas haberleri te$ir etmesi, bizlerle ilgili haberleri fazlalaştırmalarıdır! Ayrıca, MUCADELE BIRLIGI sorumlu yazi i$leri mudurune REDHACK ile ilgili haber yapildigi icin dava açılmıştır! Fa$ist devletin bu tutumunu kınıyoruz! Gorevi haber vermek olan Devrimci Basina yonelik bu saldirilarin her daim kar$isinda olacagiz! MB emekçilerini sorumlu gazetecilik anlayışından dolayi kutluyor, selamlarımızı gönderiyoruz!
Son olarak, bireysel sitesi olan, forum veya sosyal platform sahibi olan yolda$larda REDHACK'i tanitma ve dusuncelerini kitlelere yayma noktasinda caba sarfetmelidirler! Ancak bu sekilde sansuru yikabilir, saldirilari bo$a cikarabiliriz! Biz yenilmeyiz cunku biz HALKIZ!
Ya$asin halklarin karde$ligi!
Yaşasın Türk ve Kürt halkının mücadele birliği!
Ya$asin devrim için savaşan örgütler!
Ya$asin devrimci dayanışma ve onun urunu REDHACK!
Halk için “Hack!”
"Biz zengin sınıf için bir felaketiz!"
REDHACK / Basın Bürosu Haziran 2009
Red Hackers Association / RedHack
Kızıl Hackerlar Birliği / KızılHack
RedHack alt grubu RedStar!
_________________________________________________
Konuyla ilgili haberlerin yayinlandigi bazi adresler:
-Sahte kredi kartıyla dolandırıcılık
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11854255.asp
-Polis, RedHack'i Hackledi
http://www.63haber.com/haber_detay.asp?haberID=5092
- Sahte kredi kartıyla dolandırıcılık "iddiası"
http://www.gapgundemi.com/haber_detay.asp?haberID=4964
-BİLİŞİM SUÇLARI İLE MÜCADELE
http://www.urfahabermerkezi.com/news_detail.php?id=1459
-Urfa'da 5 REDHACKER Yakalandı!
http://www.urfapress.com/haberoku.php?id=13736
- SanliUrfa Valiligi Basin Bulteni
http://www.sanliurfa.gov.tr/haber_oku.asp?=&id=849%20
- Sanal Dolandırıcılara Şanlıurfa'da Operasyon
http://www.urfahaber.net/news.php?id=16340
-Sözde Kürdistan Cumhuriyeti nüfus cüzdanı çıkarıldı
http://www.ensonhaber.com/gundem/209603/kurt-pkk-kimlik-teror-kurdistan.html
- Kürdistan devletini kurma çalışmaları
http://turkmedya.com/V1/Pg/detail/NewID/285147/CatID/21/CityName/TownID/0/VillageID/0/SchoolID/
- Kürdistan devleti nüfus cüzdanı çıkardılar
http://yenisafak.com.tr/Gundem/?i=192281
Konuyla ilgili RedHackerler yakalandı adi altında yayımlanan video:
http://vids.myspace.com/index.cfm?fuseaction=vids.individual&videoid=58875915&searchid=b0fe31aa-c6ac-4a57-95fc-76bd4b7ba782
http://video.turk.net/video/izle/15700/Sahte-kredi-kartiyla-dolandiricilik-iddiasi---SANLIURFA/
19 Haziran 2009 Cuma
13 Haziran 2009 Cumartesi
2010 İstanbul
AKP dönemi İslamı’nın farklı bir anlayışa sahip olduğu 2010 projesiyle bir kez daha gün yüzüne çıkıyor. Yoksul mahallelerine tarikat ve taassub salgılarken, Batılı şövalyeleri zengin kent merkezlerindeki zev-ü sefaya davet ediyorlar.
Belki de daha çarpıcı nokta, bu Yeni Osmanlı’yı yalnız AKP’li “ılımlı İslamcıların” değil, basbayağı eğitimli kadroların, bir akademisyen, reklâmcı tayfasının da mideleri bulanmadan üretebilmiş olması.
İster istemez insanın aklına şu soru geliyor: Bu afişe bakarak Avrupa Kültür Başkenti’ne hevesle gelecek bir bol paralı “yatırımcı”, cariye, oğlan ve sert erkekler aramaya başlayıp huzursuzlaşırsa Kadir Topbaş ne yapacak?
11 Haziran 2009 Perşembe
Hepimiz ‘Edepsiz!’
Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı (tırnak içinde başkalarının Başbakanı konumunda ki) diğer tanımla bay “klik” Recep Tayyip Erdoğan geçenlerde yine her zaman ki serzenişlerinden birinde bulununca: “Bizim partimizin kısaltılmış adı AK Parti’dir, AKP değil. AKP diyenler, ne yazık ki demokratik noktadaki etik kurallara uymadan, siyasi ettiği hiçe sayarak, bunu edep dışı söylemektedirler, bu kadar açık ve ağır söylüyorum.”
Bay klik, “… Bu kadar açık ve ağır söylüyorum…” demeseydi neyse diyebilir, normal karşılya bilirdik, ne de olsa gittiği AB ülkelerinde bile kendisi için “Dengesizdir” sıfatı eklenmiş birine bizde belki böyle tanımlamalar yapabilirdik. Ama bu iş böyle -yani AKP diyenler şeklinde bitince-, yazanlara, eleştirenlere, tümüne birden “Edepsiz” sıfatını yapıştırınca konunun rengi de değişti.
Kime göre ve kim için "Edepsizleşiyoruz" değil mi?
Zaten oldum olası özellikle de ‘45’li yıllardan itibaren hangi iktidar gelip geçmişse buna benzer durumlar yaşanmış, hep bir "Edepsiz"liğimiz bulunmuş ama emperyalist odaklar arası çelişkilerinden midir yoksa başka bir rahatsızlık göstergesi midir bilinmez, durum artık AKP’lilerin iktidar olarak yorulduklarının sinyallerini de vermektedir, bunu da söyleyelim.
Ucuz Davos çıkışları, sahte kahramanlık gösterileri ve bolca gösteriş ve salvolu çakalar. Ben buna “Şaklabanlık” demeyi daha doğru buluyorum. Birilerinin nihayetinde, başka birilerini eğlendirmesi lazım öyle değil mi, bu arada diyeceksiniz ki yukarıda ki ne çelişkisidir(?), o çelişkiler bir değil, bin yıldır var!
Örneğin Davos çıkışından sonra Erdoğan’ın Güneydoğu’da mayınlı arazilerin temizlenmesi için İsrail’le 44 yıllığına antlaşması söz konusu, zavallı 44 yıl iktidarda kalaçağını sanıyor ki böyle bir girişim içerisinde. Demek ki Davos'ta bizimkisi sadece gürültü çıkarmış, bedeliyse ağır olaçak bu da şimdiden belli.
.
Bu da çelişki midir?
.
Elbette ki çelişkidir, hem de en alasından.
Emperyalist odaklar arasındaki çelişkiler yok edilir mi? Edemezsiniz, onların da keskinleşecek dönemleri var zaten (şuan da belli dönemlerde ki keskinleşmelerini görüyoruz) hatta bu keskinleşmeler çatışmalara da dönüşüyor… Örneğin emperyalist odakların savaş (işgal) girişimleri.
Peki, her şeyi çelişkilerle açıklayabilir miyiz?
Solcuysanız (sosyalist) kendinize haksızlık edersiniz, örneğin emek-sermaye çelişkisi de var. Önemli olanda budur zaten. Sınıf savaşımlarının yanında kendi doğası gereği kendi sınıfının yanında olmak, son yıllarda belki umutsuzluktandır bilinmez ama çok sayıda kendini Marksist aydın diye tanımlayanlar, uluslararası aktörler arasındaki gerilimlere bel bağlamış durumdalar.
.
Bu konu üzerine birçok şey yine söylenebilir.
Zamanı gelince yine söyleyeceğiz ama şimdilik bu kadar.
Biz asıl konumuza yani şu “Edepsizlik” konusuna dönelim.
Herhangi bir atlasın siyasi sayfalarında memleketimizi gösterir ölçeklendirmeye göz attığımızda, ilk dikkat kesilecek tarafın bir ucumuzun Mezopotamya ve Ortadoğu’da diğer ayağımızın Trakya ve Balkanlar’da yer alması olduğunu görürsünüz. Binlerce yıllık bir kültürden geldiğinizi iddia edebilirsiniz, “Ben bin yıldır edepliyim” ya da "Benim dedemde AKP'liydi" diyebilirsiniz işte yardakçılıkla eş değer saçma sapan sözcükler yığını, -kaldı ki bunları yapanlar da var- ya da Kasımpaşalı olmamanıza rağmen Kasımpaşalı edalarıyla ulu orta yerlerde pervasızca dolaşıp, flaşlara pozlar da verebilirsiniz. Önemli değil, bu halk sonuçta kendini yapılanı da şükürler olsun ki unutmuyor.
Zaten şükürler olsun ki kriz bir bizi teğet geçmiyor.
Şükürler olsun ki bir bizim başımızda kendini bilmezler.
Şükürler olsun ki bir biz biliyoruz asgari ücretle kıt kanat yaşamanın ne olduğunu.
İşte böyle…
Bizdeyse kendini ahlakın ve edebin baş mimarı olarak gören biri var, TC’nin Kurtuluş Savaşı’ndan sonra genç bir Cumhuriyet olarak kurulmasından tutunda diğer hükümet ve iktidarlara kadar var olan toplam borç 120 $’mış, daha sonra Erdoğan’la birlikte yani AK’P iktidarı dönemi bu borcun üzerine ayrı bir borç eklenmiş: 220 $.
Toparlayalım: 120+280=400$!
Sonra Emine Erdoğan’ın 50 milyon(trilyon)luk yüzüğü, Erdoğan’ın kendisine yeni edindiği 61 milyon(trilyon)luk özel uçağı, oğluna aldığı gemicik ve mücevher dükkânı, damadı için gasp ettiği TV’ler – gazeteler vb. vb.
Bir de Deniz Feneri açığını yamamaya çalışmak ve siyasi kirlilik daha büyük edep dışılık değil midir bilinmez ama edebin de tanımı değişmiştir artık.
Anlayacağınız seceresi kabarık bunların. 70 bin idam ağacının yanına bir ağaç daha ekleyin siz. Neyse, bu işler belli olmaz, hep diyoruz ya burası Türkiye. ABD her an iktidar değiştirebilir, askeri müdahale olabilir, bir bakmışsınız halk ekmeği için ideolojiye bakmadan taraf değiştirmiş, ayaklanmış.
.
Ya da bunlar hiç yaşanmadan Erdoğan öldürülebilir, Gül'e gözdağı verilerek yargılanmasının önü açılabilinir.
Netice de bin yıldır bu coğrafyada oyunlar oynanıyor, en büyüğüyse şuan yaşanıyor.
.
Ama her ne olursa olsun Nazım’ın “Vatan Hainliği” ve birçok yurtseverin “Bölücülüğü”, AKP'ye oy vermeyenlerin "Komünist" görülmesi ne kadarsa bizim “Edepsiz"liğimizde o kadardır.
Hepimiz “Edepsiz!”



