26 Aralık 2016 Pazartesi

15 Temmuz 2016 darbesi üzerine…

Bu tartışmayı neden açıyorum (?) malum 2016 - 15 Temmuz diye tabir edilen tarihte (birilerine göre gerçekten darbe girişimi, başkalarına göre sahtekarlık, kumpas, algı, iktidarın kurgusu, başkanlık yolunun açılması vs. vs.) her neyse işte onu pazarlayan iktidar erki kadar bundan ekmek yiyen de çok olduğu için kayıtlara geçsin diye yazıyorum.

Öyleyse hatırlayalım ve başlayalım…

Şahsen ben 15 Temmuz gecesi cezaevindeydim, o geceki psikolojiyle bugünkü (dışarıdaki) genel psikoloji bence aynı. Değişen bir şey yok, sözüm ona TV kanallarına, internete çökemeyen darbecilerin iletişim aracı olarak WhatsApp grubundan haberleşmesiyle bizde cezaevi yemekhanesinin televizyonlarından, radyolardan öğrenmiş olduk o geceyi. Öyle ya gerçekten bir darbe girişimi varsa ve WhatsApp vb. gibi iletişim araçları engellenmiş olsa, cep telefonları bloke edilse ‘Yeni’ ve ‘Büyük Türkiye’ tarafından darbeciler de piç gibi ortada kalırlardı.

Senaryo olduğunu unutup gerçek bir darbe(cik) olduğunu varsayarsak, organizasyon, birkaç elemanla bırak bulunduğumuz mekanı Türkiye’nin birçok cezaevlerinde isyanlar örgütlenebilir, toplu firarlar olabilirdi. Ama olmadı. Çünkü sözüm ona saat 10:45 gibi başlayan ‘darbe girişimi’ önce bazılarının heyecanla gidip valizini firar etmek için hazırlayanlar sonra mahkumun ilgisini çekmemiş olacak ki gece yarısı saat 12 gibi çoğunluğu yatağına girdi. Darbe değil darbe(cik) yapacak kadar ciddiyetsiz, disiplinsiz ve birbirinden habersiz bir ordu mu bu ülkeyi koruyor, hani lan büyük ülkeydik, dünya bizi örnek alıyordu deyip koğuşlarına girdiler.

Zaten burada meramımı anlatmaya çalıştığım şey görseldeki çalışmam, paylaştığım görsel bu ironik durumun iz düşümü gibidir, varsayalım FETÖ’cü bir darbe olsaydı ‘çerçeve’ adını verdiğim görsel devletin bürokratlarını ve kamu binalarını, işbirlikçi komprador sermayedarların, din cambazlarının duvarının başköşesinde asılıyor olur masa üstü ekranların siyasi içerikli temalı mesajı olacaktı. Herkes yarış halinde hoca efendiye derin sevgi ve muhabbetlerini geçmişteki gibi yine iletecekti.

Blog’u takip edenler bilir ki (mütevazı davranmayacağım valla) çok tutarlı bir muhalifimdir, sırf karşıt görüşlü olduğum içinde söylemiyorum. Tarih er ya da geç beni, benim gibi düşünenleri, bizi yani şu azınlığı (aslında çoğunluk) haklı çıkarıyor ya ne desem kifayetsiz. Yalnız ben ve benim gibi düşünenleri bir türlü anlamadılar ya da bilemiyorum derdimizi (tarafımca eleştiri olsun) tam olarak sağlıklı anlatamadık.

Onlar bugün işlerine geldiği için FETÖ/PYD diyorlar biz dün Fethullah Gülen’in Gladio’nun derin bir iz düşümü olduğunu söylüyorduk. Onlar hoca efendilerine derin saygı ve hürmetlerini sunup, ismi her geçtiği anda salya sümük ağlarken, biz bu kişinin pisliklerini ifşa etmeye çalışırken yine onlar bizi dinsiz, komünist olarak (şikayetçi değilim) adlandırıp hakaretler saydırıyor, davalar açıyorlardı.
***
Tayyip efendinin 14 bilemedin 15 yıllık şu iktidarı boyunca koalisyon ortağı hoca efendilerine derin saygısını benim gibi herkes biliyor. Bittabi aynı şeyi eksik etmeyenlerin başında diyanette geliyor. Yahu şaka bir yana her toplu açılış furyasında besmeleyle kurdele kesen, canı sıkılınca Kur-an okuyan 15 Temmuz darbesini bertaraf eden, imam hatip döneminde bile bütünlemeye kalmış dini bilgin iktidar erki ve o liderinin, hep birlikte Peygamber’in doğum günü diye Fethullah’ın doğum gününü ne güzel yedirerek kitlelerle birlikte gazlıyorlardı okullarda öğrencileri (!) sanırım bir daha olmayacak, onun yerine sırada 15 Temmuz mağduriyetleri var.

Bugün de 2012’den beri selefi, tekfirci örgütlerin ortalıkta ulu orta bomba patlatıp 1000’lerce insanı kaybetmesine rağmen en ufak bir çağrı yapmayan devletin güzide kurumu diyanetin camilerden adeta ‘cihat’ çağrısı yapar gibi o gece darbe(cik) girişimi bertaraf edilir edilmez salalar okutması da bunun yanında çabası. Nereden tutsan elinde kalır dedikleri şey işte bu…

Hiç öyle madde madde saymaya uzağa gitmeye gerek yok. Gerçek darbenin nasıl yapıldığını görmek isteyenler Sisi’nin Mısır’da yaptıklarına bakar, sonra da o akşamki şovları karşılaştırır. Ya da sosyal medyada Melih Gökçek denen zibidi trolle bakar, bilişim uzmanı twitterin başından hiç ayrılmayarak darbenin bitiş saatini bile darbecilerden önce bilerek ‘darbecilerin’ tamamının göreve atanmasını sağlamış gibi durum sergilemiş o gece.

Hatırlarsınız; Gezi Direnişi’nde, silahsız ve -kafa kesmeden- ve plansız, programsız, anlık olarak sokağa çıkıp demokratik hakkını kullanan halk bile haftalarca AKP güdümlü kolluk güçleriyle püskürtülememişken, her türlü mühimmat ve teçhizata sahip, sözüm ona rütbeli subayların yönetimindeki sözüm ona bu askeri darbe girişimi bir gecede söndürüldü diyelim?!

Örneğin;

Üç beş kişi toplanıp gösteri yapmaya kalksa, oraya yığılan TOMA'lar, zırhlı araçlar, polisler bi'şeycikler bilmiyor, yeni ve güçlü Türkiye'nin ‘dünya lideri’ darbe girişimini eniştesinden öğreniyor. 4 saatte 3 kez saldırıya uğruyor ‘15 dakika daha kalsam, ya kaçırılacak ya ölecektim’ diyen Erdoğan, ‘usta işi’ transferle Hürriyet gazetesine atanan Abdulkadir Selvi’nin köşe yazılarında Erdoğan’ın saldırı anında hiçbir şeye aldırış etmeden namaz kıldığını anlatıyor. Yersen.

Gururlandık valla ne de olsa Kenan Evren’e İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı döneminde saat alıp hediye eden, ‘Paşam keşki sizin döneminizde Büyükşehir Belediye Başkanı olsaydım, İstanbul’u kalkındırırdık’ diyen benim sanki, mübarek darbe uzamanı s2ne bile takmıyor (..) jetler, kurşun ve bomba sesleri arasında namaz kılıyor…

1 rütbeli 3 rütbesiz askerle TRT'yi teslim almaya gidiyor. Bir manga askerle Uzun'un sarayına yürüyorlar, daha Saray'a girerken polis tarafından tutuklanıyorlar. Tamam, darbe pistir, iğrençtir de bu kadar çelişkiyi zorlamak, suiistimal etmek, iğrençleşmek nedir ne anlama geliyor?

Hayatı boyunca darbeden, darbecilerden bi'tane fiske bile yememiş (Milli Görüş geleneği) siyasal İslamcı cenah malum zaaflar üzerinden insanları trollemeye devam ediyor. Öyle ya darbe yapacağın zaman ilk iş tüm sivil iletişimi kesmek; telefonlar, sosyal medyaya (işlerine geldiği anda sık sık yaptıkları gibi) yasak getirir, interneti topyekun keser, Türksat falan filanla birlikte telefondaki WhatsApp dâhil tüm iletişimi kapatırsın (?) ama yok dallamanın biri darbeyi koordine ederken WhatsApp'tan yürümek istemiş.. 

Reis de kendi erişim sistemini -kanallarını- kurmuş ve an an canlı yayınlarla FaceTime bağlanıp 15 Temmuz'da (14 yıldır her zaman ki gibi) mağdur edilen olmuş, (korunaklı) uçağımla geliyorum, ‘sokağa çıkın..’, ‘beni koruyun’ diyerekten de darbe girişimi oluyor diye halkı sokağa çağırarak Lozan’a atıf yapacak sonrada ‘Lozan hezimettir’ diyeceksin. 

Valla işin açıkçası üç beşi geçmeyen şişirilmiş trol hesapların bunu yemek için 4 ile 5 milyon arası para alıp, gündem yaratmak adına propaganda yapabilir. Sen kadınların ‘adam’ gibi ölmesinden dem vurup, liderlik vasfınla ‘sokağı çıkın..’, ‘beni koruyun’ diyerek kadınları aşağılamanı da bir kenara bırakıyorum ama damadın Beratın darbe(cik) günü yüzündeki tebessüm gecesini unutamıyorum.

Ayrıca sokağa çıkıp yaşamlarını yitirenlerin sorumlusu da her kimse (kendini biliyor) ahı da bu devlet erkinin en üstünde oturan ve onun işbirlikçilerinin boynuna olsun, ne diyeyim.

Ha ileri de Hitler gibi (milli iradeyi kastederek) ülkeyi yönetirken o tercihi siz bana verdiniz, elbette öleceksiniz diyebilir?!

Ne yalan söyleyeyim nafaka - rüşvet olarak tabir edeceğim ‘15 Temmuz şehit ailelerine ve yakınlarına’ en düşük maaş aylık 3.203 TL, en düşük tazminat ise 88 bin 596 lira, ikişer ev muhabbetini de ‘yarın bir daha sokağa çıkmayı teşvik edersem, benim ki zenginler sofrası kesenin ağzı yok, sizi yolsuz bırakmam, yarın sokağa çıkın dersem, çıkın’, servetime helal gelmesin olarak algılıyor, bitirilmek üzere olan işin ilk ödemesi, verilen rüşvet olarak görüyorum.

Gerçekten de enteresan… Dillerinden düşürmedikleri kamu malına zarar da galiba bu. Halktan sözüm ona hizmet adıyla aldıkları vergilerle devletçilik oynuyorlar. İyi ki darbe görmemiş bir nesil olarak 12 Eylül darbesi bu coğrafyada yaşanmadı ve biz de bunlara tanıklık etmedik.

Dün her asker için şehit hamaseti, şehitler güzellemesi yapanlar o gün kemerlerle saldırıp birbirinin üzerinde tepiniyorken, iktidar tarafından ele geçirilen her asker için şu kadar ölü asker ele geçirildi diye haber yapanlar da üzerine düşeni bir zahmet alsın. Ergenekon'da da gömülü silah bulmuşlardı? Görüyorsunuz er ya da geç diyalektik karşısında ters köşe oluyorsunuz. Ayağı taşa takılıp ölen asker için şehitlik edebiyatı yapanlar için ölü ele geçirilen asker var ama şehit yok, çomarları doyurabilir ama 15 Temmuz günü de darbe oluyor yaygarasıyla OHAL ve KHK'ler üzerinden şeriat çığlıklarıyla her şeyin sırıttığını söyleyeyim.

Oysa görülen (!) cumhurbaşkanı denen zat oldukça rahat kendinden emin bütün adımları öngörüyormuş gibi ve sanki her gün darbeyle uyanıyormuş gibi gülümser tavırlarla ertesi gün mitingler yapıyordu. Diploması olmayan ve imam hatip döneminde bütünlemeye kalmış biri için -başkomutanın dirayetiyle- darbeciler bertaraf edildi yaygarası zaten çok iddialı bir şey, neyse Uzun’un bu kadar iktidar, devlet imkanı varken bu kadar basit yola baş vurması zaten başlı başına çelişki, Anayasa'yı düzenlerken darbe mağduru mu olurmuş, bak sen (..) Yersen! Danışmanları söylesin farkında olmadan güç taşları döşerken bir yandan da derin çukurlar oluşturuyor. Ayrıca 15 Temmuz şehitler tepesi boş kalmayacaktır goygoyculuğunu yapan iktidar erki başı olan “Başkomutan” yardımcısı genelkurmay başkanına da derin selamlarımı gönderiyorum.

Adamın biri rastgele sokakta yüzüne yoldan geçen birinden tokat yese evden bir hafta çıkmaz ama bizimkisi ikinci gün darbe mağduru koskoca genelkurmay başkanı olarak boynu kızarık bi şekilde medya karşısında rütbesine uygun bi şekilde konuşmalar yapıp, boz verdi.
***
Ne de olsa her gün birileri bizlerin ‘darbe oldu’ dediği zaman Marmaris sıcaklarında TV ekranlarına takım elbise kravat ve ertesi gün de ‘darbeyi püskürttük’ diyerek meydanlar da gömlek ceketle karşımıza çıkmıyor. Neyse birçok soru var ama bir yandan da sorgulamayan da beyinsizler. Bu millet gerizekalı ne dersek inanır düşüncesindeler galiba. Onlara kalırsa kripto, algı, üst akıl, organizasyon, bütün dünya bizi kıskanıyor, istiklal harbi veriyoruz ve resepsiyon tarzı her şey!

OHAL, KHK adıyla darbeci diye göze kestirilmiş malına el konulan karşıt görüşlülerin gayrimenkulleri, şirketler, bankalardaki paralar, işine son verilen karşıt görüşlü akademisyenler, kapatılan muhalif TV kanalları, gazeteler, radyolar. Demi ya insanın dua edesi geliyor; iyi ki de darbe olmamış diye. Şükretme mantığım olsaydı bende şükür eder geçerdim de bünye almıyor.

Ayakkabı Kutusu montaj, yakılan şehirler photoshop, gazeteciler özgür, 15 Temmuz darbeydi, Rus uçağını FETÖ'cü düşürdü, Suriye'ye FETÖ efendi girdi!

Bu iş gece yarısı paramilliter güçlerin sokağa salınmasına benzemez. Savaşı ve tarihi yazınsal resmi dil vermez, savaşı capcanlı insan verir, buna tarih diyoruz. Böylelikle tarih olur. Anın sonrası tarihtir, evet 'kandırıldık'ta tarihtir fakat despotluk, yalan, riyakarlık değil. ‘Ben gidersem devlet yıkılır’, ‘Ya başkanlık ya kaos’, ‘Başkanlık olmazsa devlet bölünür’ diyen profili düşüklere rağmen, bizim de zincirlerimizden başka kaybedecek hiçbir şeyimiz yok. Deneyelim mi?

Hiç yorum yok: