31 Mart 2016 Perşembe

Dünyanın bütün asık suratlıları, dağılın!

Kim satmadı ki (!) önce baba diyerek dertli mısralarında ağladıklarımız sattı. Şarkıcısı, film artisti sattı bizi. Yazarı, çizeri, şairi de sattı. Cebinizdeki son parayla bilet aldığınız, bir ton dayak yediğiniz yemek pahasına renklerine gönül verdiğiniz, “damarlarımızı kessek onun renkleri akar” dediğiniz futbol takımları sattı. Güvendiğiniz, inandığınız ikiyüzlü siyasetçiler ve onların partileri sattı. Allah’ın ayetlerinden, Peygamber’in hadislerinden söz eden inanç sahipleri sattı. Elimizde bir mizah kaldı, zira o hep hedefti ve buna rağmen satmadı bizi. 

Sadece bu topraklarda değil, tüm medeniyetlerde halen de hedef. En az gelişmişinden, en ilerisine kadar tüm topraklarda. Bundan sonrada hedeftir, hedef olacaktır elbet. Satmayacak ama bizi: İstediğin kadar devasa koruma ordularınla gez, istediğin kadar saklan, istediğin kadar kaç. Tek bir cümleyle vuracak mizah. Çünkü sadece mizah kaldı bu ülkede ayakta. Dil çıkaran, dil çıkarttıran. Evet, şimdi derin bir iç çekin ve dil çıkartın bütün o puştlara..

19 Haziran 2015 Cuma

Feride - Yılmaz Odabaşı

Kalemi güçlü olsun şairin (!) Feride, roman tadında bir şiir kitabını bize bahşettiği için.


Feride

“kasketimi eğip üstüne acıların”
-C. Süreyya-

sunu:


“istasyonda konuşan iki dilsizdi onlar
ayrılığı söyleyen kara gürültülerde
şaşkındır buralarda ayrı düşen âşıklar
kış’ın ve silahların beyaz serinliğinde...”

6 Mayıs 2015 Çarşamba

Gülüşümüzü asamazlar

Eninde sonunda Deniz'lere çıkacaktır sokaklar, halk düşmanlarını inlerinden çıkarıp tarihin çöplüğüne süpürür süpürmez.

5 Nisan 2015 Pazar

Seçimler ve parlamento üzerine Che’nin sözünü bir kez daha anımsayalım

“Dar kapsamlı seçim çekişmeleri; şurada burada seçimi kazananların başarıları; iki milletvekili, bir senatör, dört belediye başkanı, halkın üzerine ateş açılarak dağıtılan büyük çapta bir gösteri; bir öncekine göre bir iki oy farkıyla kaybedilen yeni bir seçim; kazanılan bir grev, kaybedilen on grev; bir adım ileri, on adım geri; belli bir kesimde zafer, bir diğerinde on kez bozgun... Sonra birdenbire oyunun kuralları değişir, her şeye yeniden başlamak gerekir. 


Bu tutum neden ileri geliyor? Halk enerjisini neden hep böyle boşuna harcıyor? Bunun tek nedeni var: Bazı Amerika ülkelerinde ilerici güçler taktik hedefler ile stratejik hedefleri korkunç bir şekilde birbirine karıştırıyorlar, küçük taktik sorunlarda büyük stratejik hedefler görmek istemişlerdir. Bu önemsiz saldırı mevzilerini ve elde edilen küçük kazançları, sınıf düşmanının temel hedefleri olarak göstermeyi bilen gericiliğin akıllıca davrandığını kabul etmeliyiz. 

Böylesine büyük hatalar işlenen ülkelerde, halk hiçbir değeri olmayan eylemler için son derece büyük fedakarlıklar pahasına her yıl alaylarını seferber eder. Bunlar düşman topçusunun ateşine maruz kalan geçici mevzilerdir. 

Bu mevzilerin adı, parlamentodur, kanuniliktir, yasal ekonomik grevdir, ücret artışıdır, burjuva anayasasıdır, bir halk kahramanının serbest bırakılmasıdır... Ve işin en kötü tarafı şudur ki, bu mevzileri elde etmek için bile, burjuva devletinin oyun kurallarını kabul etmek ve bu tehlikeli siyasal oyuna katılmak iznini alabilmek için de uslu ve aklı başında insanlar olduğumuzu, hiçbir tehlike arz etmediğimizi; örneğin kışlalara ve trenlere saldırmak, köprüleri uçurmak, katilleri ve işkence uzmanlarını cezalandırmak, dağlara çıkıp ayaklanmak ya da yumruklarımızı sert ve kararlı bir biçimde kaldırarak, Amerika’ya son kurtuluş mücadelesinin kesin müjdesini vermek gibi tehlikeli işlerle bir alışverişimizin olmadığını ispat etmek lazımdır.” 

Che Guevara, Latin-Amerika Devriminin Taktik ve Stratejisi

17 Mart 2015 Salı

Hatırla!

Hakim: Mahir Çayan ve arkadaşlarını evinizde sakladınız mı? 

Yılmaz Güney: Evet, şimdi gelsinler yine saklarım.

14 Ocak 2015 Çarşamba

Engizisyon Türkiyesi

İleri demokrasi’den, mağduruzdan rencide oluyoruza, vesayetin sonuna derken geriye sadece elimizde geri kafalı, paraya tapan faşist bir devlet kaldı.