30 Ocak 2015 Cuma

Başkan olmak isteyene...

“Kuvvetler ayrılığı bize engel” diyenin, “Başkanlık niye Amerika'da padişahlık olmuyor da Türkiye'de oluyor” sorusuna cevap zor tabii ama yine de Başkan olmak isteyene birkaç soru…

Başkanlık ve senatodan söz edip “3 kişiden onay geçmesi gerekiyor ve sürekli engelleniyor”muşsun ya Amerika’daki alt ve üst komisyonları unutmuş olmasın değil mi İslamcı cahilimiz? Soralım öyleyse Obama ödenek isterken ya da ABD işgal güçlerini Ortadoğu’ya gönderirken tek başına mı karar alıyor? Başkanlık sistemi olsa şu an yapamadığın neyi yapacaksın, elini tutan mı var, her istediğini yapmıyor musun?

Öyle ya Amerika'da Başkanı denetleyen mekanizma çokta bizde Başkanı kim nasıl denetleyecek?

Anayasa’yı değiştirme talibiyle ortaya atılan Başkanlık sistemiyle ülkeyi daha çok “demokrasi” ve “özgürlük” getireceğiz palavrasıyla devlet dinselleştiriliyor mu? 12 Eylül ürünü olan ve 12 yılı aşkın bir süredir sırtınızı yasladığınız anayasayla seçim barajı kaldırıldı, zorunlu din dersleri, YÖK, HSYK, RTÜK gibi kurumlar kapatıldı da bizim mi haberimiz yok?

Obama’nın da senin gibi kendisini protesto eden bir vatandaşı yumrukladığı görüntülerle birlikte, tıpkı 301 madencinin katledildiği Soma'daki gibi vatandaşa tekme atan Danışmanı var mı?

Gezi direnişi sırasında Dolmabahçe Cami’nde yaşanan polis şiddetine ilişkin “Ayakkabılarıyla camiye girip, içki içtiler” palavrası ve Kabataş yalanıyla birlikte “Başörtülü bacıma saldırdılar” dedikten sonra Başörtülü bacısı “Üzerime işediler” adıyla yandaş gazetelere çarşaf çarşaf röportajlar vermeye başladığı sıralarda, özendiğin o Amerikan demokrasisinde hırsızlara çaldıkları paraları faiziyle iade ediliyor mu, kadınların giyimlerine atıfta bulunarak “Bunlar benim aslında kendi değerlerimle uyuşan şeyler değil” diyerek deyim yerindeyse röntgencilik yaptığını itiraf ettiğin Dolmabahçe günlerini de anımsatarak, TV kanalları aranarak “Alooo” numaraları çevrilip ayar çekiliyor mu, Kilise üst üyeleri  “annelerinin diz kapaklarından” tahrik oluyorlar mı ya da 6 yaşındaki kız çocuklarının evlendirilmesinden dem vurup devletin dinselleştirilmesi hakkında ne düşünüyorlar?

Lakırdı olsun her gittiğin yerde "Başkanlık olmazsa ileriye gidemeyiz" diyorsun da peki 7 yıllık Gül döneminde neden başkanlığı bu kadar istemedin?

Özetle Başkanlık meselesi bir sistem tartışması değil, bir kişi tartışması o yüzden mevcut parlamenter sistemle yönetilen Türkiye'de zaten yarı Başkanlık yani bir nevi fiili faşizm sistemi söz konusuyken zaten gözümüzde sen her şeysin: gerici, özenti, bencil, kültürsüz, cahil, katil, hırsız, faşist, dönemin Başbakanı ve Cumhurun Başısın. 12 senede tam yetkiyle yapamadıklarının iki katını, şimdi yok yetkiyle daha az zamanda yapacağım diyorsun ya insanın “Amerika’nın da canı cehenneme senin de” diyesi geliyor.

Hakikaten canın cehenneme Tayyip, biliyoruz ki “Yeni Türkiye” talebin başından itibaren sarayını ve servetini koruma talebidir. Bizim içinse kaos talebi. Ve seninkaos çağrına uyacağımıza söz veriyoruz. 

Bu ülkede senin hiçbir şey olmadığını kanıtlayacağız…

26 Ocak 2015 Pazartesi

Yolun açık olsun SYRIZA

Gezi'de "Deniz ayırır, haysiyet birleştirir" diyen SYRİZA'ya selam olsun...

14 Ocak 2015 Çarşamba

Engizisyon Türkiyesi

İleri demokrasi’den, mağduruzdan rencide oluyoruza, vesayetin sonuna derken geriye sadece elimizde geri kafalı, paraya tapan faşist bir devlet kaldı.

11 Ocak 2015 Pazar

İkiyüzlülüğün resmi: Kendinizi hepsinden koruyun

Mizah dergisi Charlie Hebdo’ya terör saldırısında ölen 12 kişiyi anmak ve dayanışma gösterisinde bulunmak amacıyla Paris’te düzenlenen Cumhuriyet Yürüyüşü’ne dünyanın liderleri olarak lanse edilen akbabalar kol kola katılarak yürümüş. Yürüyüşe katılanlar arasında Davutoğlu’da var, hani önce ÖSO’ya daha sonra El Nusra’ya ve IŞİD’ci çetelere destek veren ‘Neo Türkiye’nin sözüm ona Başbakanı. Kimi temsilen ne için neden gitti (?) Cumhurun Başı’nı mı yoksa MİT tırları için mi, THY üzerinden Nijerya’ya Boko Haram’a lojistik destek sundukları silahlar için mi ya da ne kadar kırmızı bültenle aranan varsa (bkz: Tarık Haşimi, ki bu zat IŞİD’in siyasi kanadını temsil etmektedir) Türkiye’dedir “Türkiye büyük ve güçlü ülkedir” mesajı vermek için mi gitmiştir. Oysa Charlie Hebdo için düzenlenen bu yürüyüşe zamanında tekfirci ve selefi çetelere destek veren bu akbabalar değil dünyaca ünlü karikatüristler en önde yürümeliydi.

Bu arada Davutoğlu sırf yürüyüşte diye küfür etmeyen ve olayı da dramatize eden Ak bir zihniyetinde olduğunu hatırlatarak şunu diyeyim şu liderler samimi olsun ve bi’zahmet IŞİD’in her gün yüzlerce insan öldürdüğü Suriye, Irak, Libya, Lübnan, Somali, Nijerya ve Yemen'e de gitsin. Zor mu, evet zor. Katile zor gelen şey cinayet değil, kurbanın cenazesinde en yüksek sesle ağlamak zorunda olmasıdır denir ya öyle galiba.

Neyse, İslam’la ilgisiz İslami terörü kim yarattı kendilerine sorular sormadan İslamofobi’den rahatsız olan İslamistlerin kafasının bunu alacağını pek sanmıyorum zaten, milyar dolarla silahı kıçında donsuz nasıl alır? Kapitalist dünya susar, bu cehaletle onlar “Ama”larla, “Fakat”larla saldırılara karşı olmak yerine katliamlara meşruiyet kazandırma zemini hazırladıkça hem katil hem de kurban olmaya mahkûmlar. Fazlasını da kimse beklemesin bu gerici zihniyetten. Çocukla evlilik tartışan dinden korkulur kardeşim. İslamofobi filan diye ağlamayalım. Alevifobi, Kürtfobi, Ermenifobi, kadınfobi, laikfobi gibi bir gerçeklik sorunumuz var.