25 Eylül 2012 Salı

Arkadaş Zekai Özger'e saygıyla

Arkadaş Zekai Özger ve şiirleri hep ilgimi çekmiştir, bir giz var bana göre Zekai Özger’de. Kısa bir biyografi bilgisi geçeyim: Kaldığı yurt faşistlerin baskınına uğradığı zaman aldığı darbelerden dolayı bir gün sonra beyin kanamasından ölen güzel adam. Öldürüldüğü baskını anlattığı bir şiir de sığdırmıştır o kısacık güne. 1948 Bursa doğumludur. Basın Yayın Yüksekokulu’nu bitirmiştir.
İlk şiiri 1968’de Soyut Dergisi’nin 28. sayısında çıkar; “Sakalsız bir oğlanın tragedyası” bu ilk şiirinde ikinci yeni etkisini gösterir. Bir 5 Mayıs 1973 sabahı sokakta ölü bulunur. Beyin kanaması raporu verilir. Henüz 25 yaşındadır.
Politik şiirlerinin yanında, “Zeki Müren’i seviniz”de deme cesaretini gösteren şair. Bir de, “Kendime kendimden başka kendim yok”da der…
Arkadaş Zekai Özger şiirlerini okumak için tıklayınız!

16 Eylül 2012 Pazar

Grup Yorum sesimizdir, susturamazsınız!

Grup Yorum, Grup Yorum Korosu, Tavır Dergisi, İdil Tiyatro Atölyesi elemanlarının da aralarında bulunduğu 27 kişi İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltına alınıp, imamın faşist polislerince işkenceye uğradılar. Grup Yorum elemanı Selma Altın’ın işkencede sağ kulak zarı polisin faşist uygulaması ve işkencesi sonucu yırtıldı!

Bütün bunlar AKP ve imamın yeşil polisinin bilinçli işkencesidir. Yine aynı şekilde Grup Yorum elemanı Dilan Balcı, Tavır Dergisi Sahibi Bahar Kurt, Grup Yorum Korosu elemanı Damla Sandal ve İdil Tiyatro Atölyesi Oyuncusu Bahar Ertürk’ün de akıbetleri an itibariyle bilinmiyor. Bütün bunların sorumlusu İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün işkenceci polisleridir. Engin Çeber’leri, Baran Tursun’ları, Çağdaş Gemik’leri, Çayan Birben’leri, Metin Lokumcu’ları, Şerzan Kurt’ları işkence ederek, sokak ortasında vurarak, gaza boğarak katleden tüm işkenceci polislerdir.


Grup Yorum türküleri, varlığı, düşünceleri, politikaları, örgütlenmesi belki sizi korkutmuş olabilir, korkmakta haklısınız!


Grup Yorum sesimizdir, halktır, susturamazsınız!

Ortadoğu’da ki Müslüman kediler

Emperyalizm tarafından “Arap Baharı” olarak adlandırılan heyula üzerinden uzun bir zaman geçti. Suriye’yi abluka altına alalım derken birden bire İslam karşıtı bir filmin internette dolaşıma çıkmasının ardından yine Mısır’la başlayıp Libya’ya oradan da Yemen’e, Lübnan ve birçok Arap ülkesine yayılan protesto eylemleri başladı. Bkz: Libya’da ABD Büyükelçisi öldürüldü!

Bu konuya başka bir yazı da değineceğim(iz)!

Ortadoğu’da Tunus’la başlayan ve Mısır, Libya’yı da içine alan süreçte görüldük ki, devrilenlerin yerine seçimlerle gelenlerin bir belirleyiciliği yok, orada inisiyatifin başlı başına emperyalizmin elinde olduğunu bir kez daha gördük. Ancak bugün bunu görmek istemeyen solcular, sosyalistler var. Öyle ya bunlar, emperyalizmin Suriye’ye müdahalesini de meşru görüyorlar.

Oysa Ortadoğu’da Müslümanların emperyalistler tarafından galeyana (genelde bunu çok sık yapıyorlar) gelerek gerçekleştirdikleri katliamlarına da dini motifler ekliyorlar, örnek mi(?) sık sık tekbir getirip huşu içinde saçma sapan – dengesiz hareketler için giriyorlar. Hayır, söylemek lazım bunlara, moda oldu ya şimdi ünlü ünsüz bütün Twitter kullanıcıları da buna benzer şeyler yapıyorlar, tuvalete gitmelerini, içtikleri meyve sularını, kullandığı su firmasını ve içtiği suyu ve yedi her haltı nasıl orada paylaşıp, twit atmaya benziyorsa, ABD’nin koçbaşı Müslümanları da yedikleri her halt ve boku pislikleriyle yaparken tekbir getiriyorlar.

Hâlbuki Ortadoğu’daki iktidarların değişmesi halkın kendi özgür ve bağımsız iradesiyle olmadıktan sonra bir anlam teşkil etmiyor. Daha önce de söylemiştim, Ortadoğu’da bugün için değişen tek şey, eski sahiplerle yeni sahiplerin yer değiştirilmesi olayıdır, çünkü Amerika Birleşik Devletleri ve diğer Batı’lı emperyalist ülkeler böyle istiyor.

Öyle ya Mübarek kim, Müslüman Kardeşler kim?

Bir bakalım: Mısır’da cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde de bu böyleydi. 2011 Ocak ayındaki Tahrir eylemlerinde ismi duyulmaya başlanan Mısır’daki Troçkist bir örgüt, Devrimci Sosyalistler (DS), şunu savunuyordu: “Bazen İslamcıların yanında yer alabiliriz ama devletin yanında asla”, “Devrimci Sosyalistlere göre Müslüman Kardeşler ikiyüzlü ve karşıdevrimci olabilir, bunları da gerektiğinde teşhir etmek gerekir. Ancak eski rejim, askerler ve İslamcılar arasında bir seçim yapmak gerekirse ikincisini tercih edilmelidir. Hem (Müslüman Kardeşler ve Selefiler) Mübarek’e karşı gerçekleştirilen “Devrim”de yer almışlardır hem de bunlar homojen bir bütün değildir, Müslüman Kardeşler ve Selefilerin saflarındakilerinin bir kısmı sosyalistler tarafından örgütlenebilir.”

E, onlara göre Mübarek’i grevlerle protesto eden işçi sınıfı içerisinde “Sakalı beline de uzanan” işçiler de mevcuttur…

Sonra şöyle diyor Devrimci Sosyalistler, “Müslüman Kardeşler’e ne kadar kızsak da seçimlerden sonra devrimci hareketi güçlendirebilmek için Mursi’yi desteklemekle de kalmayıp oy vermeliyiz” demiştir. Tanıdık geliyor değil mi(?) bizde her seçimlerde AKP’yi devrimci bir parti olarak gören sol züppeler var, bunlar sabah akşam TV’lere çıkıp stratejik- stratejik analizler yapıp boy gösterirler, bugünlerde pek yoklar ama ya seçim dönemlerinde ya da AKP’nin başı derde girdiğinde genelde inlerinden çıkarlar.

Bir de Ortadoğu uzmanlarımız var, mesela Haber Türk kanalı bunu çok yapıyor, denk geliyor bakıyorum walla. Bütün programcılarının zoraki kafalarına monte edilmiş gözlükler, bir elinde kalem düşünüyorum kardeşim pozları ve makyaj kazanına düşmüş allak bullak bir görüntü ve bir gece düzenlenmişte partiye katılıyormuş hissi veren gece elbiseleri, bu silsile içerisinde ahkâm kesiyorlar. Söyledikleri hiçbir şeyin de inanın gerçeklikle alakası yok, dezenformasyon habercilik nasıl yapılır ya da bir haberi nasıl maniple edersiniz konusunda belki izlenebilinir ama bunun dışında hakikaten bir bok öğrenemezsiniz bunlardan.

Öğrenen varsa bi’zahmet bilgi versin: Efendim ben şöyle şöyle şunu öğrendim diye.

Onlara bakınca öğreneceğimiz tek şey belki de bu olabilir: “AKP’yi siktir et ama Ortadoğu’yu siktir etme” toplumsal ve iktidar şuursuzluğundan öğrendiğim tek şey.

Bu yüzden TV kutularından çıkıp biraz okumak ve sorgulamak gerekiyor. Tabii okumak deyince de başka bir sorunsalla karşı karşıya kalabiliriz. Mesela her konuda bildiğimizi okuyoruz, onun bunun canına okuyoruz (bunu genelde AKP yapıyor), dua okuyoruz, sürekli göbek möbek atarak şarkılı markılı bir şeyler okuyoruz.

Ama kendimize de bir yol bulmak zorundayız, özellikle de bugünlerde medyanın içinde bulunduğu içler açısı durumunda bunu da okuyarak yapabiliriz.

Neyse konuyu toparlayayım.

Amerika bugünün koşullarında ve bugün için emperyalist bir devlet olarak dünyanın tepesinde istediği her haltı yiyebileceğini sanıyor, Tayyip’te zaten o güce güvenerek Suriye’ye karşı çemkiriyor, dış politikada da yalnız kaldıklarını söylememin bir gereği var mı bilmiyorum ama Amerikan ağzıyla konuşup Clinton’la el şaklatan Davutoğlu denen küçük BOP hergelesi Suriye’de Esad ne zaman yıkılacak diye gün veriyor, ama Esad nedense bir türlü yıkılmıyor, Özgür Suriye Ordusu diye lanse ettikleri hırsızlar ve çapulcu ordusuna akıttıkları tonlarca para da çabası.

Dedik ya mırıldanıyorlar normaldir, netice de Tayyip kliğine Ortadoğu’da biçilen ve verilen misyon bellidir, Müslüman ülkelere zabıtalılık görevi. Görevini yapamadığında da, bas bas bağırıyor ağa babasına: “Sayın Obama size bir çift sözüm var: Mi yaww, mi yaww.”

Her haltı yedikten sonra tekbir getiren Müslüman kedilerin bu mırıldanmaları kesilmeyecek gibi görünüyor.

Şimdilik geçelim, bunlardan duygudaşlık sözcükleri zaten beklemiyoruz.

Sadece not ediyoruz: bilinsin isteriz yazılan her şey onların aleyhine bizim de hanemize yazılmaktadır.

6 Eylül 2012 Perşembe

Bu şarkı halkın şarkısıdır


Suavi, son aylarda yaptıkları eylemlerle gündemden düşmeyen sosyalist hacker grubu RedHack için bir şarkı yaptı.

İşte Suavi'nin şarkısı ve sözleri:

Anlamadan olmaz
bizi önce bir an anla
bizim işimiz olmaz yalanla dolanla
ula yine karıştı sapla samanla
biz ayıklayacağız bekle zamanla
RedHack RedHack

Red kırmızı demektir
az değil çok emektir
jilet sırtı yollardan korkmadan yürümektir
anla yalnızca anla
destek at çözülsün pazıl
direndikçe haksızlığa olalım daha da kızıl
RedHack Redhack

Derdimiz kişisel değil
derdimize sen de eğil
çığlık atan belli ama
çığda kalan belli değil
kurda kuşa yem olmadan
Temmuz'da ayaz vurmadan
vazgeçmeyiz davamızdan biz deşifre olmadan
RedHack RedHack

Madem illegal bir oyun
hadi ismini siz koyun
sanmayın ki bu halk koyun
hackler bir gün çobanını
halka kazık attınız
tek tek her şeyi sattınız
adalet terazisine yalnızca hile kattınız
RedHack RedHack

Sanat kadar estetik
devrim kadar saygın olalım yeter dedik
hadi gözümüz aydın
bütün sırlara karşı sınırsız sır savaşı
bilinmeyen kalmasın
RedHack yaptı işbaşı
RedHack RedHack

Bunlar ne yapmış kardaşım ya
bunlar terörist yapmış
olum ne alakası var ya
hack diyorlar hack
RedHack bunlar da
bizim uşaklar

Hadi bize eyvallah
mahşerde buluşuruz
engel bize vız gelir
haklıyız konuşuruz
RedHack RedHack

Ha bunlar bizim uşaklar da
Ha bakayım uşağım dikkatli olun ha

3 Eylül 2012 Pazartesi

Kur'an kavramından karşımıza çıkan geri zekâlılar

Erdoğan’ın 5.5 yaşındaki çocuklarının okula gitmemesi için rapor alan ailelere saldırarak, “66 ay ile ilgili rapor alanlar benim evladım geri zekâlı diyor” sözleri üzerine yani bilim dışında (kendisinin saçma sapan metafizik görüşleri de dâhildir) her şeye inan Erdoğan kliğine cevaben yazıyorum.

Katıldığı davetlerde “En az üç çocuk” diye fink atıp, bütün çocukların kendisi gibi olmasını isteyen, herkes üç çocuk yaparsa başının göğe ereceğini sanan biriyle karşı karşıyayız. Bilinsin istiyorum, bizlerin üç çocuğu yok, ama bir, bilemediniz iki çocuğumuz elbette var. Erdoğan kliğinin çocuklarına karşı duracak, durabilecek çocuklar bunlar. Yani meydan boş değil. . Doğuyorlar, doğacaklar, kural bu. Bazıları yeni emekliyor, bazıları konuşmayı öğrendi ve artık parmağıyla gösteriyor hedefi: “İşbirlikçi”, “Satılmış”, "Şekilci", “Dini ağızlarına pelesenk etmiş...” diye açık açık bizi yönlendirip, düşmanı gösterecekler..

Bilinsin ve duyulsun istiyoruz, emperyalizmin eşbaşkanı olan baş klik, geri zekâlı olan o raporları alan değil, geri zekâlı olan senin sapık ve ezik sistemin, geri zekâlı olan senin telaşa düşmüş ve şişen damarların, yüzünün allı morlu rengi, sesini çatallandırıp, kaşını gözünü oynattırman.

Öyle ki 4+4+4 modeline, eğitim olarak ders müfredatı gibi bir bölüm ekleyerek peygamber şakaları diyerek, yaşam tarzı koyuyor Milli Eğitim Bakanlığı'n (MEB), 4+4+4 modeliyle ortaya çıkan, bu karar kurum olarak kendisini tasfiye etmek anlamında açıklanabilir yalnızca ve bu şekilde yorumlanmalı(dır). Böylesi modeller netice itibariyle, bir ülkede okulları denetleyen, takip eden, öğretmen yetiştiren, eğitim sistemini oluşturan bir devlet kurumunun (aygıtının) olmasa da olabileceği bir modeldir. Yani başıbozukların istemeyipte, kendiliğinden kurulabilecek bir durum ve model. Öyle ya Hz. Muhammed’in hayatını öğretirken bizlere, Muhammed’in şakalarını çocuklarımıza öğreteceklermiş, hakikaten şaka gibi.

Zorluyorsun: şansını ve ülkeyi zorluyorsun! Halkı zorluyorsun, tabanını zorluyorsun bütün şakalar arasında kendini zorluyorsun. İşte en kötüsü de bu!

En büyük şaka da Erdoğan gibi (yaşı da bayağı var) çocukça hareketler yapıyor olması, artık gerisine siz karar verin.

“Geri zekâlı kim” diye?