18 Şubat 2009 Çarşamba

Ulaş Benziyor Güneşe!. .

ABD Büyükelçisi Robert Kommer ODTÜ‘ye davet edilmişti. Tarih 6 Ocak 1969. Devrimci gençler dünyanın sokaklarında yankılanan, Che‘nin savaş çağrısıyla karşılıyorlardı Kommer‘i, ‘İki Üç Daha Fazla Vietnam‘. Anti-emperyalizmin meşalasi yakılıyordu ODTÜ‘de. Ulaş da oradaydı. Kommer‘in arabası ateşe verildi.

ODTÜ‘de yakılan bu ülkenin aydınlık gelecek umudunun ışığıydı. O umut stadyuma yazılan ‘devrim‘ yazısında ifade buluyordu. Ulaş da oradaydı.

19 Şubat 1972‘de İstanbul‘da Arnavutköy‘de öldürülmesinin ardından 37 yıl geçti. 40. yılında ODTÜ‘de Devrimci Gençler ‘yeniden devrim‘ dediler. Ulaş‘ın emeğine emeklerini katarak umudu bir kez daha yazdılar.

Şimdi sokaklarda, üniversitelerde, liselerde, mahallelerde onların sesi yankılanıyor, devrimci gençler hayatı aşk ile sararken, ‘Mahir Hüseyin Ulaş Kurtuluşa Kadar Savaş‘ sloganları ile inliyor sokaklar.

Devrimler çağı kapandı diyenlerin sesi tarihe karışırken onların sesi daha güçlü, daha gür bir kez daha ve yeniden tarihi değiştirmek için harekete geçiyor.

Mahir‘in, Hüseyin‘in, Ulaş‘ın cesaretinde hayat bulan, bir yaşam biçimi olan devrimci mücadele bugün de bizlere yol göstermeye devam ediyor. Onların adları bizim için umut düşmanlarımız için korku salmaya devam ediyor. O yüzden burjuvazi ve onun uşaklığına soyunanlar devrime ait bütün güzelliklere böyle alçakla saldırıyor, o yüzden onların isimlerini ananlar baskıyla ve zorla karşılaşıyor, kitapları yasaklanıyor, isimleri yasaklanıyor.

Onların yolunda, Mahir gibi Cevahir gibi Ulaş gibi yürümeye, onların cesareti nin, militanlığının, arkadaşlığının ve devrimci fikirlerinin izinde emperyalizme ve işbirlikçilere karşı kesintisiz ve sürekli mücadele etmeye devam edeceğiz.

MAHİR HÜSEYİN ULAŞ!
KURTULUŞA KADAR SAVAŞ!


ULAŞ BARDAKÇI
Adına türküler yakılan, silahlı direnişin simgesi. 1972 sonrası doğan pek çok gencin isim babası. Tam adı Rasih Ulaş Bardakçı. 1947‘de Hacıbektaş‘ta doğdu. Fikir kulüplerinin kurulmasında rol oynadı. Vietnam kasabı Kommer‘in arabasını yakanlar arasındaydı.

Dev-Genç ve THKP-C militanı.

FKF ve Dev-Genç örgütlenmesinde yer aldı, TİP içinde başlayan MDD-SD tartışmalarında Mahir Çayan ile birlikte Milli Demokratik Devrim tezlerinin gençlik içerisinde etkinlik sağlamasında önemli rol oynadı. Devrimin ancak savaşçı bir parti ile ve halk kitlelerine dayanarak yapılabileceği konusundaki fikirleriyle MDD içindeki ayrışmayı örgütleyerek THKP-C‘nin kuruşuna katıldı, parti tezlerinin ortaya çıkmasına etkili oldu. TKKP-C‘nin ilk genel komitesinde yer aldı, para, malzeme bulma işleri ve şehir gerilla örgütünün organizasyonu ile görevlendirildi.

Şehir gerillasının ilk eylemi olarak Küçükesat Ziraat Bankası soygununa katıldı. Daha sonra örgüt tarafından İstanbul‘da görevlendirildi. 22 Mayıs 1971‘de İsrail Başkonsolusu Efraim Elrom‘un kaçırılması olayında yer aldı. Elrom‘un kaçırılmasının ardından THKP-C bildirge yayınlayarak Deniz Gezmiş ve tüm devrimcilerin serbest bırakılması talebinde bulundu. Elrom‘un öldürülmesinin ardından başlayan Balyoz harekatında yakalandı. Kasım 1971‘de Kartal-Maltepe Askeri Cezaevi‘nden firar etti. Firarın ardından 19 Şubat 1972‘de İstanbul Arnavutköy‘de öldürüldü.

O, uğruna hayatını verdiği kavgayı şiirinde şöyle özetlemişti;

"Anadolu
Çıplak
Yalın ayak
Karnı aç
İstediği bir lokma ekmek
Bilmez tatlı yemez
Girer patronun cebine emek
Bir yanda
Kadahler yan yana
Şampanyalar
Patlar
Yalınayak çocuklar
Yok bir lokma ekmek
karnını doyurmak gerek
Suçları fakir olmak
Ağlamak istiyorum
Ağlamak."
Bu makale Devrimci Genç sitesinden alınmıştır.

Hiç yorum yok: