17 Şubat 2009 Salı

Fettullah'ın Abant Platformu ve Kürtler

Son birkaç yıldır bir kısım işbirlikçi tekelci Türkiye sermayesinin “öncü kolu” gibi işlev gören Fethullahçıları yerdikçe pek değerli bazı liberal “solcular” (liboşta diyebiliriz çünkü kendilerinin yumuşak karnı yine pek değer verdikleri emperyal politikalar ve Avrupa hayranlığıyla) bir diyalogdan söz ediyorlar. Peki, kiminle olması gerekiyor bu diyalog? Elbette pek muhterem kişi Fethullahla ya da AKP ile. Olmazsa olmaz kural bu!

Örneğin bunu Fethulahçılar, Fettullah'ın Kürdistan seferinin düzenlendiği Abant Platformu’nda gösteriyorlar. Aslında 15–16 Şubat tarihlerinde Kürdistan Bölge Yönetimi'nin başkenti Erbil'de, “Barış ve Geleceği Birlikte Aramak” adıyla bir sempozyum düzenleyen platform, Türkiye burjuvazisinin Kürdistan'daki sermaye yatırımları ve daha güçlü politik etki için zeminini genişletmeye çalışıyorlar.

Bir süredir okul ve medya yatırımlarıyla Güney Kürdistan'da derinlik kazanmaya başlayan işbirlikçi sermaye yönelimi bu defa hem Türkiye'deki aksi yöndeki psikolojik-politik basıncı geriletmek hem de Kürtlerden yana korkuları zayıflatarak destek genişletmek amacıyla medyatik şov yönü ağır basan bir çıkartma yaptılar Abant’ta. Çoğu ya Fetullah'ın müridi veya yalakası 100'e yakın yazar ve aydınla Erbil'e giden Abant Platformu iki günlük sempozyumun sonunda 11 maddelik bir deklarasyon yayınla’mış. “Barış ve geleceği” Türkiye işbirlikçi sermayesinin bölgedeki yatırımlarının garanti ve güvenliği ile Güney Kürdistan'ın yeni palazlanan sermaye çevrelerinin çıkar ortaklığında bulan deklarasyon Türkiye'de Kürt halkının inkâr ve asimilasyonuna ise hiç değinmiyor bile. Normaldir buda.

Tayyip’te öyle yapmıyor mu? Yapıyor! Erdoğan'ın tekçi ve ırkçı yaklaşımını reddedenleri ülkeyi terk etmeye davet etmesini hatırlayalım. Buda Erdoğan’ın tam bir pervasızlık örneği sergilediğini göstermişti bizlere. Şimdi bunlar.

Boşuna cemaatçilikten – hareket olmaya geçmediler. Anlaşılan takkiye yapmanın sınırı yok. Her yol mubah yani. Bununla da durmuyorlar tabi Amerika'da yaşayan Fethullah platforma bir mesaj göndermiş Fethullah holdingin basınına göre, bu, “toplantının büyük önemi”ne işaret ediyor’muş. Şüpheli bir durum değil. Adam düzenlediği platforma da mı mesaj göndermesin, değil mi? Bütün bunlar olup biterken bizim Kürt sermayedarlarımız buna dünden razı gibiler. Neden olmasınlar ki, Fethullah’ın eli kime deyiyorsa bir kerametli durum meydana geliyor ve önüne geçilemiyor. Acaba keramet Fethullah’ta mı? Değil elbette bunu biliyoruz. Neyse.

Toplantıya dönelim. Kürdistan TV, sempozyumu canlı yayınlan’mış, tıpkı Türkiye'deki bazı dinci TV kanalları gibi. Kürdistan Demokratik Parti (PDK) Merkezi Medya Bürosu Sorumlusu Sero Kadir’de, toplantının başladığı gün, PDK'nın merkezi yayın organı Xebat Gazetesi'nde yayınlanan makalesinde, “toplantının bütün oluşumlar için olan derin önemini anlıyoruz” dedikten sonra, Türkiye ve Kürdistan hükümetlerinin toplantının düzenlenmesindeki yardımları için teşekkür ediyor ve makalesinde altını çizerek şunları da vurguluyor: Biz, bugün, bu geniş katılımlı diyalogda ki bu diyalog medya organları tarafından Türkiye’ye ve Kürdistan Bölgesi’ne canlı olarak nakledilecek ve bu yolla da her iki ülkenin milyonlarca insanı bu faaliyete katılabilecek, sadece üzerinde konuşulması mümkün olabilecek yollardan bahsedeceğiz. Bu ilk adımdır. Kesinlikle son adım değildir. Hadi bakalım hayırlı olsun! Artık iflah olmazlar ne de olsa dediğim gibi Fethullah’ın mı desem yoksa başkasının beyaz olan eli siyahî bir renge dönüşüp mü değdi bilinmez ama iflah ol(a)mayacakları kesin.

Çünkü toplantıdan sonra yayınlanan 13 maddelik deklarasyonun bazı maddeleri de bunun son adım olmayacağını gösteriyor. Türkiye işbirlikçi tekelci sermayesi ile Kürt sermayesi çıkar ortaklığı temelinde önlerini açmaya çalışıyorlar. Sözgelimi deklarasyon Kürt halkının ulusal haklarına değinmezken, Türkiye devletinin inkarcı baskı ve asimilasyon politikasına hiç girmezken sahtekarca “hoşgörü ve diyalog”dan dem vurarak “3-Irak'ın Türkiye sınırı aynı zamanda Irak'ın Avrupa kapısıdır. Türkiye'nin Irak sınırı ise tarihe ve medeniyete açılan kapıdır. Bu kapılar sonuna kadar açık kalmalıdır.” denmekte.

Deklarasyonun devam eden diğer maddesinde “4-Türkiye ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde siyasetin yanında kültür, ekonomi, ticaret, eğitim ve sağlık alanlarında da çok daha yakın bir işbirliği gerçekleştirilmelidir” ve ondan sonrakinde “5-Sınırdan geçişlerin kolaylaştırılması için gerekli düzenlemeler acilen yapılmalıdır.” ifadeleri yer alıyor.

Neden? Çünkü sermayenin bu pazara ihtiyacı var. Bölgede ekonomik ve politik etki için bunlar açık olmalıdır. Abant Platformu'nun, ikiyüzlü “hoşgörü” demagogu Fethullah'ın derdi de bundan başkası değil. Kürt emekçilerine ise “hoşgörü ve barış” adı altında sermayenin çıkarlarına itaat etmek öneriliyor. Yerseniz!

Hiç yorum yok: