14 Nisan 2008 Pazartesi

Gerçeküstücülüğün kökenleri, tarihin bağımsızlığı

Ellerimizde molotof kokteylleri ve uzun boş bir alanda karşımızda duracaktır belki bir panzer. Direnişin panzehiri şekline bürünmüş bütün sokaklarda. Attacağımız dört molotof kokteyli, ıska geçecektir belki kolluk kuvvetlerini. İnisiyatifi kim takar şuan ellerimizde şiirimsi bildiriler dururken. Hepimiz o sıra bir bulutun altında olacağız. Sonrasıysa yerden kaldırdığımız taşlar olacak. Gerisi şimdilik yok! Dünyanın bütün endişelerini yerle bir edince aynı ritimdeki ses tonları, avazı çıktığı kadar bağırınca polis telsizleri, bayraklarımız ayrım gözetmeksizin aymazların yüzlerine çarpacak. Gidişi dönüşü bir yel kovan hep aynı saatte çağıracak bizleri, koşulların düzensizliğine. İdeolojisizlikler o sıra dönüşücek hızlı bir hınzırlıkla ideolojiye. DÜZENSİZLİKLER'DÜZENE!.. Bu yazının öznesi – nesnesi yerin bağımsızlığı. Mülkiyetlerin gerçek sahibi, takvimlerin yaprakları, gündönümlerinin paslanmaz devrimci sokakları ((( hoş geldiniz! )))

Gidip elbette bir uzağa sığınacağız! Gerekirse bir dağa, bir hücre evine, bir sokağın en tenha yerine.. Gerekirse açık - açık, göğüs göğüse bir cephede.. Bir geri, iki ileri.. Bütün haklı savaşların doğası. Devrim'in en mübah yerinde. Dervişlerin gemisinde, dümenin yanıbaşında. Bu yüzden Samsun-Ankara "Ne Amerika Ne Avrupa Tam Bağımsız Türkiye" yürüyüşümüz, 2002 yılını göstermektedir. Anti-emperyalist mücadeleyi yükseltmek ve bu mücadeleyi hâkim kılmak için yollarda yürüdüğümüz topraklar ve harita boyunca geçmemiz gereken güzergahlarda devletlerin eli silahlı bir grubu "polislerin" faşistlerce "bizlere" saldırırlar düzenleneceği söylevleri arasında yürüyüş 750 kişilik sayıyı artırmış, sayı doğası gereği artmış, 1000'e yükseltilmiş(tir). Düşünsenize bir, söylevlerinize karşı olanlar, söylevlerinizi şimdi yeni - yeni tekrarlıyorlar tıpkı birer nakarat gibi..

Hiç yorum yok: