03 Temmuz 2009 Cuma

Toplu çıldırma – Futuristika!

Tamam, vatandaşlarımızın kitap okumaya gereksinim duymayacak kadar çok şey bildiğini, üst düzey bir zeka ve insan ötesi bir algılayış, yorumlayış kabiliyetine sahip olduğunu hepimiz biliyoruz…

Ama bir zahmet ansiklopediye mi bakarsınız, gugıl’dan mı ararsınız, şu William Wunt’un Almanya’da ilk psikoloji deney hanesini hangi ihtiyaç için kurduğunu, psikolojinin bir bilim olarak doğduğu süreci bir inceleyin.

İlk görünen şeyin, psikolojinin azıtmış bir sosyopatlığın yok oluşa götürdüğü toplumun davranış kökenlerini incelemek olduğunu göreceksiniz. Yani bir bireyin psikolojik rahatsızlığında bireysel bazı hususiyetler görülür, ayrı; ama ya toplum mutlak bir cinnet sürecindeyse? Yani psikoloji toplumsal cinnetin köklerini, birey üzerinden hareket ederek çözmeye çalışan bir bilim olmuştur. Ablasının ırzına geçen ortaokul çocukları, annesinin başını kesip pencereden aşağı atan hayırlı evlat, komşusunun oğlunun kıçına bahçe demiri sokan zatı aliler…

Tamam, bizim tarihimizi öyle kurban olunası devrimler de şekillendirmedi, şiddetin, hatta sapıkça bir şiddetin Türk halkının ortak bilinçaltında işlene işlene bir gurur vesilesi haline getirildiğini biliyoruz. Sonuçta tarihçileri Kuyucu Murat hayranı, gazetecilerinin iyi okullardan mezun angut, akademisyenlerinin Türkçe cümle kuramadığı, köylerinde amcalarına dayılarına bok yedirilmiş, dört tane darbe görmüş, başörtülü olduğu için kalçasına tekme yemiş -ki 4 metre kadar uzağımda oldu, bizzat gördüm-, kendilerini yenen takımın taraftarının Maçka parkında ırzına geçmiş bireylerden müteşekkil bir toplumun çıldırmadan durması beklenemez ki, şükür yaratana, neşvü nemalarına kavuştuk milletçe gururluyuz.

Türk toplumu son on yıldır kişisel bütün tutumlarının, yaşam felsefesinin, televizyon eliyle belirlendiği bir toplum… Bir vatandaş günde on saat eşşek gibi çalışır ki bu eşekliğin karşısında aldığı ücret asgari(!) düzeyde yaşayabileceği yani amiyane tabirle gebermeden sağ kalacağı bir ücrettir. Kuruyemiş gibi, çikolata gibi, gezip tozma gibi lüksler ne haddine. Eve geldiğinde tüm kasları tutulmuştur, bütün zihinsel faaliyetleri durur, aklında yarın çekeceği çilelerden ve gelecek kaygısından başka bir şey yoktur. Biyolojik yeterliliğini ispatlamak için doğurduğu çocukların gürültüsü ve beslendiği medya kültürüyle kendisine sürekli baskı yapan yakın akrabalardan başka bir çevresi yoktur. Aydınları onun semtindeki bir kahveye bile uğramazlar, aydınları dört gün sonra bu garibanın oy vereceği parti başkanlarıyla bir yemekte ya da İstanbullu homoseksüel şairlerden herhangi biriyle edebiyat muhabbetindedir.

Bu zavallı asgari yaşam düzeyine mahkum vatandaşa televizyondan başka bir eğlence kalmamıştır. Yorgunluktan cinsel hayatı bile kalmamış (Bir ankette okumuştum Tr’deki kadınların %75’i hayatlarında orgazm dahi yaşamamışlar… Hemen altında Türkler’in iktidarsızlığını bahane etmeye çalışıyorlardı. Günde eşşekler gibi 10 saat çalışın bakalım iktidar kalıyor mu?), yaşamsal zenginliğe, estetiğe muhtaç bu yaratığa televizyondan başka bir keyif aracı sunulmamıştır. Evet artık, fesat evindedir. Bu fesatla dimağını şekillendirir.

Bu fesatla neler öğrendi Türk halkı?

Hadi cinsel sapkınlığı geçelim, tüketim kültürünü geçelim, apolitizasyonu geçelim… O türküleri yazan bir toplumun çocukları böylesine katil bir ruha nasıl büründüler? Öncelikle televizyon, bünyesinde barındırdığı mutlak şiddetle, şiddeti toplumun günlük görüngesi içerisinde olağan bir eylem bütünlüğü olarak gösterdi. Yani komşumuzun kızının ırzına geçmek ya da arabamıza çarpan adamın kalbine bıçak saplamak olağan birer gündelik davranış gibi algılandı. Kişi bireyliğe cinsel gücüyle, parasıyla, kas gücüyle, hışmıyla, kafasını puştluğa çalıştırabilmesiyle menkul bir yolculuk olarak algıladı. Beyinsizlik, kaba kuvvet ve çok yiyip çok sıçabilme kudreti medya tarafından pohpohlanan birer yapıcı güç haline geldi.

Devletin de bu konuda herhangi bir biliçsel yaptırımı olmayınca (Çünkü bürokratlarımız hayatlarında bir Tarkowsky filmi bile izlememişlerdir, bir düdüklü tencere ne kadar entelektüelse bir bürokratta o kadar entelektüeldir, medyatik argümanlarının toplumsal kıyıcılığı tetiklediğini bile göremez, giyinir, kuşanır şeref tribününde maça giderler…) sevgili medyamız ticari değeri olan her şeyi toplumun gözüne sokmaktan haz aldı.

Zaten İstanbullu ruhu, İstanbul’un ticari ruhu da ticarette etiği yadırgıyordu. Böylece; gidin yüzde on beşi homoseksüel olan Fransa’da, bekaret yaşının dokuz olduğu Hollanda’da bile televizyonlarda bu kadar çıplak kadını bir anda göremezsiniz.

Bugün Türk kanallarını izleyin, en şirin yaratıklar ipneler, orospular ve kredi kartlarıdır (Ardından sırayı muhafazakarlarımız ve tuvalet kağıdı reklamlarında oynayan çocuklar alır…) Bugün önümüzde daha çok yiyemediği için, daha çok çalamadığı için, Aşkı Memnu’daki kart horoz gibi onsekizlik dilberleri düzemediği için dellenen, bu deliliğini bir süre kredi kartlarıyla engelleyen ama sonunda dostuyla birleşip oğlunu geberten, komşusunun kızını sobada yakan, ailesinden 8 kişinin kafasına sıkan, sapıtan, manyayan, beyninin, ruhunun ırzına geçilmiş bir sapıklar sürüsü var.

Peki, çözüm ne? Çözümü herkes biliyor ama çözüm Mehmet Ali Erbil’in işine kadar gelirse, sevgili AKP’lilerimizin de, CHP’lilerimizin de, 101. Türk büyüğü Fatih Ürek’in de işine o kadar gelmiyor.

1 Yorum:

Alperen TURKOGUZ dedi ki...

http://adalettimi.blogspot.com/2009/08/serefiniz-varsa-pesine-dusun.html

serefiniz varsa pesine dusun
Esenlikler

Aldigimiz bazi duyumlarimiz var yalniz yuzde yuz dogrulayamadigimizdan
ayrinti veremiyoruz.

BUNLARI ARASTIRMAK SIZLERIN GOREVIDIR.Rahat yataklarda manita koynunda
ickinizi yudumlayarak vatansever de olunmaz ulusalci da musluman da
insan da OZELLIKLE GAZTECILER bu laflarimiz size.Bizler yurdumuzun
daglarinda Yalova da bursa da Umuttepe de Isparta da Gebze de Kurt
mafyasiyla,Gladio ile,KOcaeli valiliginin bok gibi parasiyla tutugu
adamlarla,siyonist satanist kabalist cetecilerle savasirken sizler
GOREVINIZI YAPMADINIZ

BU YUZDEN HRANT oldu.Engin(Temel) i de Munevver i de bu yuzden
kaybettik.Kocaeli valiligindeki cete daha once yargi onune
cikartilsaydi bu CANLAR kurtulurdu.SIZLER simdi Kurt acilimi nedeniyle
bize de bir kemik duser diyerek dilinizi ve kaleminizi cebinize
soktunuz.Bedeli mukabilinde cikarmak uzere

Bu yazi NET i boydan boya dolasmali.simdi sorularimiz

1-)RTE nin KOCAELI/Basiskele-Yuvacik ve bolgesiyle ilgisi nedir?Her
cumartesi aksami-yani satanistlerin Sabat gecesi- gizlice Yuvacik da
satanist Yeni yuksektepe orgutunun ayin yaptigi bolgede kaburga
dolmasi,hindi ve cig kofte yemeye geliyor mu ?Bu toplantilari MUSIAD
mi organize ediyor ????Partiye guzel kizlar da giriyor mu ????

2-)Bu toplantiya Osman PEPE,Nihat ERGUN,Eyup AYAR,Nimet CUBUKCU,Gulay
BARBARASOGLU,sahte ulusalci Mehmet HABERAL,Kocaeli valisi gokhan
SOZEN,il nufus muduru Necdet DEMIRSOY da davet edildi mi?Kaynagimiz
HDCF uyesi sayin CEM YAREN in son yazisinda da degindigi LOrD PETER
CARRINGTON un da ilerlemis yasina ragmen bu aleme katildigi ve iyice
dagttigi yonunde

3-)Eski Orman bakani OSMAN PEPE hangi demir celikci ailenin yatiyla
akdeniz e acildi ??Bu ailenin ferdi nicin intihar etti ???Bakanla mavi
yolculuga katilan guzel memure nasil Kocaeli universitesinde mudur
seviyesine geldi ??????

4-)Cankaya ya yakin cevrelerde adi viagrali truva ati diye anilan
Kocaelili dogu kokenli bakan kim ??????Saatci Ali efendi konagini
almaya calisan cilveli memureyle arasindaki iliski neydi ???
Bu iliskiyi bullet cameralar da gordu mu ??? GULer yuzlu zirvede
oturan manticiya ulastirdi mi ???Simdi o kasetler kimin elinde ??Bu
kasetlerden oturu bakan CANKAYA TROJAN mi oldu ???

5-)Elmed medikal sirketi kimin ??? Kocaeli nufus mudrluguyle
arasindaki ilisikiş ne ???

6-)Sureyya KARABULUT un da bahsettigi Tayyip Erdogan in agabey diye
bahsettigi danisman kim ??? ibrikdere bolgesindeki arsa talaniyla ne
ilgisi var.

SIMDILIK BU KADAR ZERRE KADAR SEREF ONUR HAYSIYET VARSA PESINE
DUSUN.siz dusmezseniz BIZ duseriz ve bu ates herkesi yakar